• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/

İstanbul Van Dayanışma Platformu

Video Arşivi
Araştırma Yazıları
Günün Sözü







TAM EKRAN YAPIN
Arkanıza Yaslanın 
Yumun Gözlerinizi..

Haftanın Kitabı
YakitHesabi.com

Muhteşem Resimler DEVAM

IslamicART 1   2   3
Hava Durumu
Anlık
Yarın
25° 28° 15°
Takvim
Üyelik Girişi

Prof.Dr.Ahmet ÖZER

Prof. Dr. Ahmet ÖZER

Prof. Dr. Ahmet ÖZER - Irkçılık hastalığının panzehiri gerçek bir demokrasidir

Irkçılık hastalığının panzehiri gerçek bir demokrasidir
Yazı Tarihi: 07 Temmuz 2014 Pazartesi


Son zamanlarda internette Akşam gazetesi Ankara temsilcicisi Hakan Çelik imzasıyla ırkçı bir tutumla yazılmış bir yazı dolaşmaktadır. Bu yazıdan ben de, eski bakanlardan dostum Sn Ziya Halis’in bana gönderdiği e-maille haberdar oldum. Sonra internette kısa bir araştırma yapınca Hakan  Çelik’in kendi imzasıyla yayınlanan bu yazıyla bir alakasının olmadığını beyan eden sözlerine rastladım. Bunu görünce Hakan bey adına memnun olsam da sonuçta bu yazıyı birilerininin yazdığını ve Türkiyede hala bu zihniyette insanların olduğu düşünülürse bir cevabı hak ettiğini düşünerek aşağıdaki yazıyı yazma ihtiyacı hisettim.

Bahse konu “BİR TÜRK OLARAK KÜRTLERE SORUYORUM” yazısı, Kürtlere karşı hakaretamiz bir saldırganlık ve ırkçı bir kin kusma ile yazılmış. İlk bakışta buna bir cevap bile vermenin gereksiz olduğu, cevabın yazıyı ciddiye almak anlamına geleceği düşünülse bile, ben gene de bu zihniyetin teşhiri için birkaç söz söylemeyi gerekli gördüm. Hakan Çelik sahip çıkmadığına ve sahibi de belli olmadığına göre ben de bu cevabı bir kişiye değil Türkiyede var olduğunu bildiğim bu zihniyete karşı yazıyorum. Amacım bu zihniyetin saldırgan ve hakaret içeren tutumu karşısında hakaret etmekdeğil elbette; bu yanlışın bataklığında bulunanalara doğruları göstererek taşlaşmış yüreklerini biraz yumuşatmak ve ırkçılığa varan tutumlarını bir nebze de olsa düzeltmelerine yardımcı olmaktır.

Yazı, “Kürtler bu ülkeye ne vermiştir, onalara bahşettiğimiz Türkiye vatandaşı olmak hakkına karşı onların sapkın anlayışı ne verebilir?” diye başlıyor, direk olarak bir halk hedef alınarak,  “ terör sizde, başlık parası sizde, namus cinayetleri sizde,  suç işlemek sizde, asimile edildiği yalanını söyleyip 21. Yüzyıl Türkiyesinde tek kelime Türkçe bilmeyen milyonlarca insan sizde,  hayali anavatanınız olduğu yalanını yaymak sizde, ...” diyerek katagerik ırkçılık yapmaya devam ediyor. İki sayfa boyunca bu yaklaşımını sürdürdükten sonra  “Kürdüm diyen sizler acaba bu KUSURLARINIZI halletiniz mi ki, TÜRKLERİ pervasızca eleştiriyorsunuz, size yer, yaşam hakkı, hak hukuk vermekten başka ne yapmış bu ülkeninin (Türk) vatandaşları” dedikten sonra LÜTFEN ÇOĞUNLUĞUN OKUMASINI SAĞLAYIN DİYEREK bitiriyor.  Şimdi böyle bir yazının neresinden tutabilirsiniz ki?  Ancak bu tehlikeli yaklaşımın dolaşıma sokulması sebepsiz değil. Birileri gene derinlerde birşeyler çeviriyor. Birlik hamaseti altında yeni bir kaosun ve karmaşanın, çatışmanın ateşine odun taşımaktır niyetleri besbelli.

Nitekim bu yaklaşımın Türkiyenin birliğine, kardeşliğine değil, düşmanlık tohumlarının ekilmesine,  bir kargaşa ve çatışmanın çıkarılarak körüklenmesine, Türkiyenin bölünmesine  ve giderek kan ve hamaset üzerinden birilerinin beslenmesine hizmet ettiği açıktır. 

Bir kere kürtler bu ülkenin otokton halkı, ikinci olarak ırkçı ve tekçi bir tutumun sonucunda red ve inkar edilerek, asimile edildiler. Milyonların Türkçe bilmemesi bundan. Böyle bir durum sizin açınızdan utanç vericiyse (ki değil, örneğin siz Kürtçe biliyormusunz? Bilmiyorsanız o zaman bu durum sizin zihniyetinizle utanç verici olmaz mı?). Eğer öyle düşünüyorsanız bile, bu utanç onların değil onları bu durumda bırakanların değil mi? 

Size, bu zihniyetin sıradan insanlarına kızmıyorum; çünkü bu devlet seksen yıldır kendi halkına yalan söyledi; Kürt yoktur herkes Türktür dedi, şimdi seksen günde bu yalanları düzeltmek çok zor. Keşke böyle yazılar yazmadan önce biraz gerçekleri araştırabilseydiniz, Kürt tarihini okusaydınız, ırkçı zihniyetin Kürtlere ve diğer halkalara ne zülümler yaptığını görebilseydiniz, eminim o zaman böyle yazmaz, böyle düşünmezdiniz. Böyle yazan o çok sevdiğiniz ırkdaşlarınızdan böyle yazdıkları böyle düşüdükleri için utanırdınız.

Eğer biraz araştırma yapsaydınız Kürtler’in bu ülkeye çok şey verdiğini görürüdünüz. Madem öyle alın size cevabını araştıracağınız, benim yıllar önce Güneydoğuda yaptığım İmge Yayınevinden “Modernleşme ve Güneydoğu” ismiyle yayınlanan bir araştırma kitabımın arka kapağına yazdığım bir kaç soru ve birkaç acı gerçek: Türkiye’de en çok vergi veren bölgenin Güneydoğu olduğunu biliyor muydunuz? Yıllardır yapılan tek yönlü propagandalar nedeniyle, pek de inandırıcı görünmeyen bu durum; Türkiye’nin en büyük kurumlar vergisini veren üç şirketin –TPAO, Shell ve Mobil- üretim yaptığı para kazandığı bölgenin Güneydoğu olmasına karşın bunların vergilerini; kaynaklarını sömürdükleri, kazanç elde ettikleri bölge yerine, karlarını transfer ettikleri batıdaki vergi dairelerine verdikleri düşünülünce değişebilir. Güneydoğu’daki yolu, suyu, havayı kullanıyor, kentleri kirletiyor, kaynakları sömürüyor ama vergilerini batıdaki kentlere veriyor. Bu çarpık yapılanmadan ötürü en az ödenek Güneydoğu’daki yerel yönetimlere aktarılıyor.

            Türkiye’nin en büyük zenginlik kaynakları Doğu ve Güneydoğu’da olduğu halde bu bölgeye verilen teşviğin, batıdaki bir tek otele verilen teşvik kadar bile olmadığını biliyor muydunuz? GAP’ta şimdiye kadar harcanan paranın büyük bölümünün enerji yatırımlarına gittiğini, enerjinin ise bölgede kullanılmayıp, %25’lere varan kayıplarla batıya taşındığını biliyor muydunuz? Ya Diyarbakır nüfusunun %85’inin yoksulluk sınırı altında olduğunu duymuş muydunuz? 1990 ‘dan sonra kurulan her hükümet, büyük bir gösterişle Güneydoğu’ya çıkarma yaptı ya da Bakanlar Kurulu’nu bu bölgenin illerinden birinde topladı. Tam 9 ekonomik paket hazırlandı, sözde trilyonlar havada uçuştu. Ama sonra herşey unutuldu. Bu tavır ve yöntemler sadece sorunları çözmenin psikolojik altyapısını tahrip etmekle kalmadı, siyasete olan inancının da yitirilmesine yol açtı. İşte bu basiretsiz ve yanlış yaklaşım ile yöntemlerin, son çeyrek asırda ortaya çıkardığı sonucun50 bin ölü, 17 bin faili meçhul; 4 bin boşaltılmış köy ve mezra; 3 milyon nüfusun zoraki göçü; açlık, işsizlik, sefalet olduğunu biliyormuydunuz? Peki bütün bu yanlış işlerin utancı kimdedir ve olan bitenin hesabını kim verecek?

 Ekonomik olarak; sadece Fırat ve Dicle’den yılda 27 milyar kw enerji üretilmektedir ki bu Türkiye’nin tüm HES’lerinden elde edilen enerjiden daha büyük bir miktardır. Sosyal olarak Türkiye’deki 20 milyon Kürdü çıkarırsanız geriye kalan 46 milyon tek başına büyük bir güç oluşturmayacak ve Türkiye’nin gücü yarı yarıya düşecek, Türkiye önemsiz bir ülke haline gelecektir. (Çünkü günümüzde bir ülkeyi büyük yapan unsurlardan birisi de topografyası ve demografisidir.) Türkiyenin gücü ve güzelliği Türkün, Kürdün, Lazın,  Arabın, Çerkezin, Boşnağın, Müslümanın, Gayrımüslimin, Sunninin, Alevinin bir arada farklıklarını yitirmeden birlikte yaşamalarındadır. Bu aynı zamnda çağımızın ve uygarlığın gelmiş olduğu noktadaki güç ve güzelliktir.

Nitekim bu güç, bilgi birikim bugün Türkiyede neşru nema bulmaktadır. Sözgelimi  bilimsel olarak dünün bilim dehaları El-Cezeri bugün büyük bilim insanlarından ve daha bunun gibi bilime katkı yapan binlercesi Kürt’tür.            Sanatsal anlamda, Türkiye’yi dünyaya duyuran ve tanıtan Yaşar Kemaller, Mehmet Uzunlar, Güneştekinler Kürt’tür. Aslında bunların hepsi bu büyük değerleri Kürt oldukları için değil insan oldukları için insanlığa ve uygarlığa armağan ettiler.Bizim bunlar Kürttür dememizin yegane nedeni ırkçılığını cahilliğiyle bile örtemeyenler sordukları münasebetsiz sorulara cevap olsun diyedir. Kürtler bugün ezildikleri için Kürtlüklerini haklı olarak ön plana çıkarmaktadırlar. Biz de Kürtler haklarını alana kadar Kürdüz, aleviler inanaçlarını özgürce yaşayıncaya kadar Aleviyiz, ezilen Türk emekçileri adil bir yaşama kavuşuncaya kadar Türküz, Arabız, Çerkeziz vs. Burada esas olan zalimin karşısında mazlumun yanında saf tutmaktır. Sizin aşağılamaya, hakeret etmeye çalıştığınız halk hakları gasp edilmiş mazlum bir halktır. Ayrıca bu ülkenin vatandaşı olma hakkını Kürtlere verilmiş bir bağış değil, uğruna kanlarını döktükleri bu toprakların asli sahipleri  bir halkı olarak elde ettikleri en doğal haklarıdır.

            Tarihsel, kültürel, insani ve vicdani koşulların oluşturduğu birlikteliğin ve kardeşliğin kıymetini ve kadrini bilmek yerine; bu konularda hiçbirşey bilmemenin kompleksiyle suçlama, hakaret ve saldırılar bunu yapanların bindikleri dalı kesmeleri anlamına geldiğini ne zaman farkedeceklerdir acaba?

            Gerçeklerden uzak, sosyolojiden nasibini almamış insani ve vicdani kriterlerini kaybetmiş yaklaşımların bu ülkede demokrasiye eşitliğe, özgürlüğe, kardeşliğe katabilecekleri bir şey yoktur. Bir halkı toptan gaspçı, suç işleyen, namus cinayeti işleyen, kaçakçı, uyuşturucu suçlu ilan ettikten sonra; devletin 80 yıldır söylediği yalana kendi tutarsızlığını ekleyerek neden tek kelime Türkçe bilmeyen milyonlarca kişi sizde diyerek Kürtlere hesap sormak cahilliğin ürünü değilse hangi izan ve vicdanla bağdaşabilir. Peki diyelim ki red, inkar ve asimilasyonu bir kenara bırakırsak bile, ben size Türkçe yazıyorum, siz neden bir kelime bir cümle Kürtçe bilmiyorsunuz diye sorsam ne cevap vereceksiniz acaba? Her Kürt Türkçe bilmek zorundaymış gibi, yıllarca uygulanan asimilasyon politikalarını red ederek tarihi çarpıtmanın ve üstünü örtmenin zamanı çoktan geçti.

Sonuç olarak Türkityenin bu cendereden çıkması için çağın vebası ırkçılık hastalığını aşması lazım. Almanya, İtalya, İspanya gibi bir dönem Faşizmle, Nazizimle yönetilen ülkeler bile bu hastalığı defederek AB içinde ilerlemektedirler. Türkiyede bu konuda çok bedel ödedi. Artık ırk, din, mezhep, cinsiyet ayırımcılığından ve kalkınma yalanıyla çevre düşmanlığından  sıyrılamsının zamanı çoktan geldi geçiyor bile. Bunu başardığı taktirde, diğer bir deyişle sorunlarını çözüp birlikte yaşamanın yolunu kültürler arası dialogla 'farklı ama eşit'‘
ilkesiyle hayata geçirdiği taktirde önümüzdeki beş on yıl içinde bölgesinin en saygın demokrasilerinden bir olmaması için hiç bir neden yoktur.

Kaynak : vansesi

Başkanımız, Cumhurbaşkanımız
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam91
Toplam Ziyaret984292
Muhteşem Komutanlar




Finans - Borsa
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.66445.6871
Euro6.35426.3796
Köşe Yazıları

Diğer Linklerimiz
Kim Kimdir?