• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/

İstanbul Van Dayanışma Platformu

Video Arşivi
Araştırma Yazıları
Günün Sözü







TAM EKRAN YAPIN
Arkanıza Yaslanın 
Yumun Gözlerinizi..

Haftanın Kitabı
YakitHesabi.com

Muhteşem Resimler DEVAM

IslamicART 1   2   3
Hava Durumu
Başkanımız, Cumhurbaşkanımız
Takvim
Üyelik Girişi

Sezai KARAKOÇ

 Büyük düşünür, şair, yazar ve hiç şüphesiz Türkiye Edebiyatının en mahrem "akrostişi"  Sezai KARAKOÇ  hocamızın dünyaca ünlü ve yüzyılın efsanevi şiiri "MONA ROZA"...


-

MONA ROZA 

Belki de mahşeri kalabalığa okunan bu şiirin hangi hislerle yazıldığını tahmin bile edemezsiniz? Bilinen gerçekleri ard, arda sıralamak sizleri aydınlatabilir. Dilenirse şairimiz hakkında kısaca bilgi vererek konuya girmek istiyorum.
Şöyle ki; Diyarbakır doğumlu şiirimizin yazarı Sezai Karakoç ilk, ortaokulu ve liseyi Diyarbakır, Gaziantep, K.Maraş’ta tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal bilimler fakültesini kazanır. Ve Ankara'ya gider, gider ama başına geleceklerden veya başına getireceği olaylardan habersizdir.
 
Okula başlar, dersler devam ederken şairim gönlünü kaptırır bir muhacir kızına ve işte bütün mesele başlar, başlar ki ne başlar. Sonu olmayan bir başlangıçtır. Kısa bir süreden sonra dayanamaz ve kendini o kıza açmaya karar verir. Uzun bir tasavvurdan sonra İstediği gibi yapar ve gönlünde biriktirdiği aşkı artık kaldıramaz olmuştur.teklifine ret cevabı alma riski yüksek olduğu halde bırakır kendini uçsuz bir ummana. İstediği cevabı alamamıştır, bu samimi Anadolu çocuğu kırılmıştır işte o an. Lakin bu kırgınlık uzun sürmez (çünkü uzunu daha başlamamıştır.) azimle tekrar deneyecektir. Lakin istediği gibi hiç olmayacaktır. Ve bu hep böyle sürer gider. Ta ki gelir, gelir ve bir yerde tıkanır işte bu tıkandığı yer 4. sınıf olur, ama o samimi delikanlı hiç pes etmemiştir. Tam dört yıl hep istemiştir onu, kendinden. Ama istediği hiç olmamıştır belki de bir gün olacaktır.!  Artık okul bitmek üzeredir. Tam dört yıl geçmiştir.
 
Mezuniyet merasimi düzenlenmektedir. Ankara üniversitesinde öğrenciler 4 yılın yorgunluğunu, bitirmenin sevinciyle bu merasimde birleştirecektir. Lâkin birleştiremeyenler de vardır o mahşeri kalabalıkta onlar gerçekle yapışmış yüreklerini koyacaklardır ortaya. İşte burada Sezai Karakoç onların hepsine tercüman olacaktır o mükemmel ve emsalsiz sevgisiyle .
Sezai Karakoç anons edilir. Yazdığı şiiri okumak üzere. Ankara siyasalın önü ana baba günü gibidir herkes ordadır, bütün hocalar, öğrenciler ve hatta misafirler lebalep dolup taşmıştır, merasim alanı. Sezai Karakoç şöyle bir kalabalığa bakar o buğulu gözlerle, gönlünde yer alamadığı insanı aramaktadır mahşeri kalabalık içinde ve şiirini okumaya başlar.
 
MONA ROZA
Mona roza siyah güller ak güller
Geyve’nin gülleri beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah senin yüzünden kana batacak
Mona roza siyah güller ak güller …

Şiir bitene kadar kalabalıktan hiç ses gelmez olur, ta ki son kıtayı okuyana dek ve kalabalıkta müthiş bir uğultu patlar. Herkes bir birine bir şeyler sormaktadır, ama sadece bilinen bir gerçek var ki herkes bu şiirden çok etkilenmiştir hele biri var ki gönlünde fırtınalar kopmuştur tam dört yıl sonra geçte olsa anlamıştır ve işte o uğultunun arasından bir kız öğrenci sıyrılır kürsüye yaklaşır dört yılı harabeden ve sonrasını da edecek olan kişidir o, o Muazzez Akkaya'dır. Ağlayarak ve yalvarmalı sesiyle
 
- ben seni kabul ediyorum, der.
Ama çok geçtir artık çünkü bu samimi genciz bu ağır aşka dayanacak takati kalmamıştır kürsüye dönerek
 
- şimdi de ben kabul etmiyorum, der.
 
ne derece yürekten gelerek söylediği tartışılır ama belkide bir intikamdır, beklide ilk defa gururu aşkının önüne geçmiştir delikanlının. Ve bir daha Muazzez Akaya’yı hiç kimse görmemiştir .
 
Doğruyu geç bulup, erken kaybetmek buna denir galiba. Şimdi Sezai karakoç 75 yaşlarında ve hiç evlenmemiş, gönlündeki o muazzam yere hiç dokunmamıştır. Son olarak size bir sır veriyorum. Mona Rosa şiirinin kıtalarının ilk harfleri onun ismini veriyor.


Sezai Karakoç'un Mona Roza'sı konuştu

Sezai Karakoç'un adına Mona Roza'yı yazdığı Muazzez Akkaya ilk konuştu. "Bir yerde görsem 'merhaba' derim belki.."

 
Okuyan herkesin yüreğini titretir Sezai Karakoç'un Mona Roza'sı.. Sevda denince, hele de karşılıksızsa ilk akla gelenlerdendir. 60 yıl önce kaleme alınan bu 14 kıtalık gizem dolu şiirdeki kıskanılası kadının kim olduğu şiir yazıldıktan 50 yıl sonra ortaya çıktı. Muazzez Akkaya..
“Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza. ”
 
Adına yazılan bu muhteşem şiirler ilgili ilk kez konuşan Muazzez Akkaya hayal kırıklığı yarattı. Akkaya "Okul yıllarında bana olan ilgisini fark etmiştim; bu şiiri yazdığını da biliyordum, ama ben aynı yakınlığı duymamıştım. Belki bir yerde karşılaşırsak bir merhaba derim. Allah hepimize uzun ömür versin." şeklinde konuştu.

ŞİİRDEKİ MÜTHİŞ AKROSTİJ

Türk edebiyatının en önemli şairlerinden Sezai Karakoç, 1950’de “Monna Rosa” şiirine ilham olan Mülkiye’de sınıf arkadaşı Muazzez Akkaya için bu dizeleri kaleme almıştı. Ama bu şiiri 19 yaşındaki Karakoç’un platonik aşk yaşadığı Muazzez Akkaya için yazdığı neredeyse yarım asır sonra anlaşılacaktı.
Gizemlerle dolu bir şiirdi Monna Rosa. Şairinin gönlündeki karşılığı “Tek Gül” demekti. 14 kıtalık sözlerinde aşk, sevgi, hasret, itiraf ve sitem vardı. Ancak kimse çok uzun bir süre Monna Rosa’daki sihri çözemedi. 50 yıl sonra anlaşıldı; şiirin kıta başlarındaki harflerin yan yana getirilmesinden “Muazzez Akkaya’m” isminin ortaya çıktığı...
“Monna Roza siyah güller, ak güller / Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak” dizesiyle başlayan Monna Rosa’da müthiş akrostiş vardı.

KİMDİ BU MUAZZEZ AKKAYA?

Peki kimdi bu Muazzez Akkaya? Şiir üstadına nefis dizeler yazdıran bu güzel kadın efsane miydi, yoksa gerçek mi?
Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı,
Artık inan bana muhacir kızı.

MUAZZEZ AKKAYA KENDİSİ İÇİN YAZILAN ŞİİRİ GÖRMEZDEN GELDİ

Şiirin kıta başlarındaki harfler ve şiirin dizeleri aslında her şeyi anlatıyordu; ancak ne Sezai Karakoç konuştu bu aşkla ilgili bugüne kadar, ne de Muazzez Akkaya. Muazzez Akkaya, hem şairin kendisine olan tutkulu aşkından hem şiirin kendisine yazıldığından haberdardı. Ama görmezden ve duymazdan geldi nedense... Karakoç da kimseye bir şey söylemeden aşkını dizelere nakşetmekle yetindi, hiç evlenmedi! Muazzez Akkaya üniversite yıllarında sevdiği başka biriyle evlenip mutlu bir yuva kurdu. Ve böyle geçti yıllar, tıpkı şiirin dizelerindeki gibi...
Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna;
Saat on ikidir, söndü lambalar.
Uyu da turnalar gelsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar;
Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna

BANKA REKLAMINDA ORTAYA ÇIKTI

Yıllar sonra bugün 82 yaşındaki Muazzez Giray (Akkaya), bir banka reklamında ortaya çıktı. İstanbul Fenerbahçe’de yaşayan Muazzez Akkaya, Monna Rosa şiirinin kendisine yazıldığını bildiğini itiraf etti. Akkaya, Karakoç’un şiirinden birkaç arkadaşı dışında kimseye bahsetmemiş, onlara bu sırrı kimseye söylememeleri için iyice tembihte bulunmuş. Akkaya, birkaç yıl önce bir gazetede bu şiirin kendisine yazıldığının ortaya çıkması üzerine yine konuşmamayı yeğledi.   Muazzez Akkaya (Giray), Garanti Bankası’nın reklamında oynuyor.

MUAZZEZ AKKAYA: "GENÇLİKTE KALMIŞ BİR HATIRA"

Muazzez Akkaya sessizliğini Habertürk'ten Abdullah Kılıç'a bozdu. Aslında bu konuda hiç konuşmak istemiyorum, ama madem aradınız; o reklam filminde benim oynadığımı fark ettiniz onun hatırına birkaç cümle konuşayım. Gençliğin verdiği heyecanla yaşanmış bir tutkuydu, benim için de gençlikte kalmış bir hatıra. Sezai Karakoç, büyük bir şair! Bu tutkusu devam ediyor mu bilmiyorum, benim için tarihe mal olmuş bir aşk, bir şiir ve hep böyle de kalacak. Ben okuldan sonra mutlu bir evlilik geçirdim. O döneme ait fotoğrafların çoğunu imha ettim, keşke saklasaydım diyorum bazen. Kendisiyle hiç görüşmedim, 15 yıl önce bir arkadaşım görüşmüş, onun aracılığıyla  haber aldım. Kendisine, bana olan sevdasına, aşkına hep saygı duydum. Okul yıllarında da bana olan ilgisini fark etmiştim; bu şiiri yazdığını da biliyordum ama ben aynı yakınlığı duymamıştım. Belki bir yerde karşılaşırsak bir merhaba derim. Allah hepimize uzun ömür versin.

ŞAİR KARAKOÇ, ÖDÜL ALMAYA GİTMEMİŞTİ

Sezai Karakoç 1933 yılında Diyarbakır Ergani’de doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Cemal Süreya ve Ece Ayhan okul arkadaşlarıydı. İkinci Yeni şiirinin kurucuları arasında gösteriliyor. Eleştirmenlerce Monna Rosa şiiri Türkçe yazılmış en iyi aşk şiirlerinden biri olarak gösteriliyor. 2007 yılında Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü kendisine verildiğinde, “Maddi ödülün takdiri size ait, ödül plaketini postayla gönderebilirsiniz” diyerek ödülü almaya gitmedi. 70’e yakın eser kaleme aldı.


İşte efsane şiir:

MONA ROZA 

MONA ROSA 

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.

Kanadı kırık kuş merhamet ister.

Ah senin yüzünden kana batacak.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

 

Ulur aya karşı kirli çakallar,

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.

Mona Rosa bugün bende bir hal var.

Yağmur iri iri düşer toprağa,

Ulur aya karşı kirli çakallar.

 

Açma pencereni perdeleri çek,

Mona Rosa seni görmemeliyim.

Bir bakışın ölmem için yetecek.

Anla Mona Rosa ben bir deliyim.

Açma pencereni perdeleri çek.

 

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,

Bende çıkar güneş aydınlığına.

Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.

Seni hatırlatır her zaman bana.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

 

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,

Işıksız ruhumu sallar da durur.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

 

Ellerin, ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi.

Ellerinden belli olur bir kadın,

Denizin dibinde geziyor gibi.

Ellerin, ellerin ve parmakların.

 

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Saat onikidir söndü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana,

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

 

Akşamları gelir incir kuşları,

Konarlar bahçemin incirlerine.

Kiminin rengi ak kiminin sarı.

Ah beni vursalar bir kuş yerine.

Akşamları gelir incir kuşları.

 

Ki ben Mona Rosa bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında.

Hayatla doldurur bu boş yelkeni.

O masum bakışların su kenarında.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

 

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Henüz dinlemedin benden türküler.

Benim aşkım uymaz öyle her saza.

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

 

Artık inan bana muhacir kızı,

Dinle ve kabul et itirafımı.

Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı

Alev alev sardı her tarafımı.

Artık inan bana muhacir kızı.

 

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.

Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

 

Altın bilezikler o kokulu ten

Cevap versin bu kuş tüyüne.

Bir tüy ki can verir gülümsesen,

Bir tüy ki kapalı geceye güne.

Altın bilezikler o kokulu ten.

 

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.

Kanadı kırık kuş merhamet ister,

Ah senin yüzünden kana batacak.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.  




 Kaynak : ensohaber.com

Sezai KARAKOÇ Kimdir ?

Türkiye'de Muhafazakar Entellektüel Fikri Dirilişin Sembolü, Mili Görüş Akımının Öncü Lideri, Şair, Yazar, Siyasetçi..

1933′de Diyarbakır/Ergani’de doğdu. İlkokulu Ergani’de, ortaokulu Diyarbakır ve Maraş’ta, liseyi Gaziantep’te okudu. Lise sonda Necip Fazıl Kısakürek’le tanıştı.

Burslu öğrenci olarak girdiği Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni 1955′de bitirdi. 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu.

1967 yılında İslamın Dirilişi ve Yazılar adlı kitaplarından dolayı yargılandı. Büyük Doğu, Hisar, Akpınar, Dernek, Düşünen Adam, A dergilerinde deneme ve şiirler, Yeni İstanbul, Sabah ve Milli Gazete’de fıkra yazıları yayımlayan Sezai Karakoç, mart-nisan 1960′ta iki, mart 1966 – mart 1967′de oniki, ekim 1969 – ocak 1971′de onaltı sayı olmak üzere Diriliş dergisini yayımladı.

1974′ten itibaren düzenli olarak 18 sayı yayınlanan, 1976′dan itibaren gazete biçiminde çıkan Diriliş dergisi yerli düşünce ve edebiyatın en önemli dergilerinden biri oldu.

1977-78, 1980 ve 1983 yıllarında da yayımlanan Diriliş, son olarak 1987-1993 arası altı yıl haftalık olarak yayımlanmıştır. Diriliş Dergisi, gerek edebiyatımız gerekse fikir ve kültür hayatımız için bir okul olmuş, çok sayıda aydın ve sanatçı yetiştirmiştir.

1990 Diriliş Partisi’ni kuran Sezai Karakoç, 1997 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılışına kadar da bu partinin genel başkanlığını yürüttü.

ESERLERİ
Şiir Kitapları: Körfez,Şahdamar,Hızırla Kırk Saat,Sesler,Taha’nın Kitabı,Gül Muştusu,Zamana Adanmış Sözler,Leyla ile Mecnun, Mona Rosa.

Araştırma ve Fikir Kitapları: Yunus Emre, Mevlana, Mehmet Akif, İslam’ın dirilişi, İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü, Ölümden Sonra Kalkış, Mağara ve Işık.

Hikaye Kitapları:Hikayeler I – Meydan Ortaya Çıktığında (1978), Hikayeler II – Portreler (1982)

Sezai KARAKOÇ BELGESELİ    devamı

AHMET ARİF   DİNLE

 
Bir de Sacit ONAN hocamızdan dinleyelim...
 
 

 

Şiir Sezai Karakoç'a ait. Şiirin yer aldığı albüm Selçuk Küpçük'e ait. Selçuk Küpçük'e ait "Tebessüm Provaları" adlı albümde yer alan Mona Roza adlı şiiri seslendiren kişi ise Abdullah Çevik...


 
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam35
Toplam Ziyaret995947
Muhteşem Komutanlar







Finans - Borsa
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.87655.9000
Euro6.52106.5471
Köşe Yazıları

Diğer Linklerimiz
Kim Kimdir?