• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/

İstanbul Van Dayanışma Platformu

Video Arşivi
Araştırma Yazıları
Günün Sözü







TAM EKRAN YAPIN
Arkanıza Yaslanın 
Yumun Gözlerinizi..

Haftanın Kitabı
YakitHesabi.com

Muhteşem Resimler DEVAM

IslamicART 1   2   3
Hava Durumu
Başkanımız, Cumhurbaşkanımız
Takvim
Üyelik Girişi

Dua Ekseni

  .:::  DUA EKSENİ ÖZEL OLARAK DERLENMİŞTİR:::.
www.VanSosyal.com 

Yâ Rabbî!.. Günahlarımızı rahmetinle af ve mağfiret eyle! Ölülerimizi de mağfiret eyle, yaşayanlarımıza hayırlar ihsan et!

Riyadan, nifaktan, şikaktan, her türlü hastalıktan, kazadan, belâdan, tembellikten, âcizlikten, zelil olmaktan, zulüm etmekten ve zulüm görmekten, cimrilikten, müsriflikten, azdıran zenginlikten ve doğru yoldan ayrılmaya sebep olan fakirlikten, şeytan ve nefsin şerrinden, düşmanın galebesinden, kötü huydan, bidat işlemekten, dalalete düşmekten, her çeşit günahtan, küfre girmekten, ölürken gelecek fitnelerden, kabir azabından, dinimize ve dünyamıza zarar verecek işlerden sana sığındık, bunlardan bizleri koru yâ Rabbî!..Yâ Rabbî!.. Bize sarsılmaz bir iman, güzel bir ahlâk, şükredici bir kalb, sabredici beden, zikredici dil, kaza ve kaderine rıza gösteren hayırlı ömür, salih evlât, dünya ve ahirette güzellik ihsan et! Ana ve babamızı da mağfiret eyle!Yâ Rabbî!.. Kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, bütün enbiyânın, Ehl-i beytin, Eshâb-ı kirâmın ve bütün evliyâ-i kirâmın sevgisini ve sevgine kavuşturacak işleri nasip eyle!Yâ Rabbî!.. Dinine severek hizmet etmeyi, kul borçlarını ödemeyi ve şehit olarak ölmeyi nasip eyle! Bize hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak göster!Yâ Rabbî!.. Bu vatanı bizlere bırakan ecdâdımızın ruhunu şâd eyle! Memleketimize hizmetleri geçmiş ve Allah için harp etmiş dedelerimize rahmet eyle! Yurdumuzu her çeşit düşmandan koru! Çünkü sen her şeye kâdirsin!.. Duâlarımızı kabul eyle!..”

(Amin!)

 

  
YA RABBİ ... !

Seherde açılan güller hürmetine
Rukuda bükülen beller hürmetine
Zikrinle dönen diller hürmetine
Cehennem narına yakma ya Rabbim..

Secdeye kapanan başlar hürmetine
Aşkınla sızlayan kalpler hürmetine
Gecelerde dökülen yaşlar hürmetine
Gazabınla bize bakma Ya Rabbim
Yolunda kaim kullara bağışla,
Rızana giden yollara bağışla,
Arşına açılan ellere bağışla,
Cahilin içine sokma ya Rabbi
Muhammed Mustafanın(s.a.v.) özüne bağışla,
Fatıma- tül Zehra adlı kızına bağışla,
yetim yetemanın yüzüne bağışla ,
Huzurunda boynumuzu bükme ya Rabbi,
Cemi peygamberlerin canı hürmetine,
Cihari yarin güzinin dini hürmetine,
Uhud şehidlerinin kanı hürmetine,
Suçlarımızı başa kakma ya Rabbi,
Sualde bizleri fazla sıkma ya Rabbi,
yakma ya Rabbi
Muhammed aşkına yakma ya Rabbi,
kabe aşkına yakma ya Rabbi,
Kur'an aşkına bizleri yakma ya Rabbi

   
            ALLAH'IM
 Allah’ım
Ben kulum, Sen Allah’sın
Ben isteyenim, Sen verensin
Ben susayanım, Sen suverensin
Ben muhtacım, Sen ihtiyaç giderensin
Ben kendine yetmeyen, Sen her şeye yetensin
Ben beni bilmeyen, Sen beni benden iyi bilensin
Ben bende olmayan, Sen şahdamarımdan yakın olansın
Kul kulca ister, Sen Allah’ça verensin
Halim arzuhalimdir, duruşum duam
Sensizsem neyim var, Senliysem ne gam...

 Allah’ım!
Benliğim yaktığı ateşte yakma beni!
Beni nefsime kul etme, kul et nefsimi Sana!
Bir lahza dahi bana bırakma beni!
Sen bana yetersin, yetmem ben bana!
Bilmediğimi bildir, görmediğimi göster!
Sen bildirmezsen bilemem, göremem göstermezsen!
Gönlüme huzur, gözlerime nur, dizime derman ver!
Sen ol deyince olur, olmaz ol demezsen!
Canana can,cana canan, kalbe ferman ver!
Al işte ellerim uzattım sana!
Ne olur bırakma beni bana!
Sen bana yetersin, yetmem ben bana!
Allah’ım, ellerimi bırakma!
Allah’ım!
Bırakma bizi!

 D U A  
 Hani dua edersin ya tam duaya başlıyacak iken, bir düğüm gelir boğazına,
 konuşamazsın yutkunursun ve gözünden damlar bir kaç damla yaş. 
Hani başlarsın duaya, Allahım beni affet dersin, dersin ama; 
yüreğin yanar önceki yaptıklarına. 
Hani, yaRabbi dersin, yaRabbi seni çok seviyorum derken
dilin tutulur o heyecenla. 
Hani bir şey istersin ya, utanırsın bakamazsın semaya...

Ya Rabbi dersin, Habibinden ayırma 
sonra Habibin senin için yaptıkları ve senin onun için yaptıkların gelir ya aklına 
işte takatin kesilir göz yaşın sel olur işte 
o uçurumu anlarsın ya yüzün kızarır ve kızarsın ya kendine.

Allahım dersin Allahım öyle bir deryaya daldırki dersin; 
sonra yine ağlarsın En Sevgilinin hasretine ağlarsın.

Hani bir an düşünürsün ahireti ve gözününün önüne gelir mahşer anı
 işte Rasulullah(s.a.v) karşıda hemen yanına gitmek istersin
ama iki melek iki koluna yapışır ve senin yerin orası değil der ve ateşi gösterir sana işte o anı tasavvur edersin.

SONRA İKİ ELİNİDE KALDIRIRSIN SEMAYA GÖZÜNÜN KENARLARINDAN DAMLALAR YERE DÜŞER O AN
YARABBİ DERSİN BÜTÜN KALBİNLE ŞU ANDA BÜTÜN KAİNAT DUYSUN BENİ DERSİN
SENİ VE HABİBİNİ ÇOK SEVİYORUM DERSİN VE YIĞILIRSIN TAKATİN KESİLİR VE ELHAMDÜLİLLAH DEYİP DUANI BİTİRİRSİN...
Hayırlı olan dualarımızı kabul buyur Ya Rab!  Ey Bizim Rabbimiz! 
Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma.

Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ya Rabbenâ! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma. Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! 
Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize!

İnananların en büyük cehennemidir SENİN sevginden mahrum kalmak
SEN sevginden mahrum bırakma bizleri YA RAB!!!

 BUNCA AYRILIK YETMEDİMİ YA BİLAL ? ( ERİHNA YA BİLAL...)
 Bismillahirrahmanirrahim Bilal nede sevmişti seni  Ey Alemlerin Efendisi!.. Peygamberimiz'in vefatından sonra ayrılık acısına tahammül edemiyerek bir daha ezan okuyamadı Bilal Peygambere olan muhabbetiyle her gün yanıp tutuşuyordu Bilal.özyaşları döküyordu.Sonrada Medine kalmaya tahammül edemediği için zamanın halifesi olan Hz. Ebubekir'den izin alıp Şam'a gitmeye karar verdi.Böylece Şam' yerleşmişti Bilal Hz.Ömerin hilafetine kadar. Hz. Ömer ordusuyla Şama gelince, onlara katılıp Kudüs'e gitti. Bir gün Bilal sevgililer sevgilisini rüyasında gördü. Peygamber efendimiz kendisine sitem etti. Ya Bilal!.."Hala bunca ayrılık yetmedi. Ya Bilal kabrimi hala ziyaret etmeyecekmisin? Hala Medine-i münevvereye gelmeyecekmisin?" Cennet bahçesini ziyaret etmeyecekmisin?...." Zavallı yüreği duracak hale geldi Bilal'in. Heyecan ve ter içinde uyandı. Hemen hazırlığa başladı. Şafak sökerken,ince,uzun ve garip deveciğiyle,mübarek Medine yollarına düştü Bilal. Biricik efendisine yaklaştıkça havayı kokluyordu Bilal, taşları,toprağı okşuyordu Bilal. Issız çölleri yara yara Sevgilisine gitti Bilal. "Bunca  ayrılık yetmedi Ya Bilal sesi hala kulağındaydı."Bilalin. ona rastlayanlar, selam veriyorlardı. Sonrada yanındakilere diyorlardı ki; " İşte Bilal,Bilal'i Hebeşi, işte Hz.Peygamberin Müezzini. Bu dünyaya O'nun gibi ezan okuyan gelmemişti." Fakat O, hiçbirini duymuyor,görmüyordu. Sanki çok kuvvetli bir mıknatıs onu kendisine çekiyordu. Peygamber Efendimiz'in mübarek kabirlerine doğru ilerledi. Yüce makama erişirken; kur'an-ı Kerim okudu. En sonunda sevgilisinin kabrinin yanında bayılarak yere yıkıldı Bilal. Bu ne sevdaydı Ey Bilal. Bu nasıl bir aşktıki seni Şamlara kadar götürmüştü. Bu nasıl sevdaydı ki yıllar sonra sevgilinin kabrini ziyaret edişinde vücudun dayanamadı ve yere yıkıldı!.. Ayıldığı zaman,baş ucunda, sevgilisini ,sevgili torunları Hasan ile Hüseyin Hazretleri;saçlarını okşuyorlardı. Sanki dünyalar onun oldu.Sarıldılar,kucaklaştılar ve ağlaştılar; "Yavrularım!..ne kadarda Dedeniz Hz. Resulullah gibi kokuyorsunuz!.."dedi. Hz.Hasana sordu; "Dedemiz seni de çok severdi. Ancak O'nun hatırı için, bir şey istesek yaparmısın?"Hz. Bilal çok şaşırdı;" Bu ne biçim söz? Bu kölenizden ne emrederseniz ,yerine getiririm!.."Senden;Bir defada olsa ezan dinlemek istiyoruz!..Ricamız sadece buydu." Dedi. Ertesi gün Bilal-i Habeş son ezanını mescidi Nebevide okudu. Yanık ve hasret dolu sesiyle;" Allahü ekber! Allahü ekber!" dediği zaman;bütün Medine halkı ayağa kalktı. "Eşhedü enla ilahe illalah! Eşhedü enne Muhammed'en Resulullah!.."deyince kadın-erkek,genç-ihtiyar,çolul-çocuk,hatta yataklarındaki hastalar bile sokaklara döküldüler. Mescidi Nebeviye koştular. Halk o kadar coştuki,peygamber Efendimiz yaşıyor sandılar.Bilal-i Habeşleri de başka ezan okumadı. 641 senesinde şamda vefat ettiler. Ey kara ayaklarının altına kurban olduğumuz Sahabe. Ey tüm müezzinlein İmamı.Ey Habeşistan'ın Karanfili, sizin hedefiniz,arzunuz canınızı kurtarmak değildi.Sonu ölümde olsa İslam'ı, İman'ı, Alllah'ı, Kur'an-ı ve Muhammed'i tercih etmekti.çünkü biliyordunuz ki canı korumak canı bağışlayanın elinde. Canlar,canı verenin elinde.Canlar cananının emrini hiçe sayan candan hayır gelirmi? Hem bütün canları elinde tutan O Canlar Cananının emri hiçe sayılarak, o can korunabilir mi?... Ya Resulullah!...bizim rüyamızada gel..bizide ağır o mübarek Ravzana. Bizide kabul et o mübarek mekanına!... Biz Senin hasretinle yanıyoruz Ya Resulullah!..  Biz Senin harestinle tutuşuyoruz Ya Resulullah!..  Biz Senin hasretinle küle döndük Ya Habiballah!..  Gel bu ateşi söndür. Sana olan hasretimize son ver Ey Sevgililer Sevgilisi Efendim ( s.a.v )

 http://islamportali-tr.spaces.live.com/

  YETER Kİ SEN SEV BENİ.... 
Rahman,Rahim,Gaffar olan Sen
Kapında bıkmadan,ümitle bekleyen Ben
Tüm dertlere,acılara dermansın Sen
Dertliyim,derman dilenenim Ben
En âli ,en aziz,canansın Sen
Varlığı sana muhtaç canım Ben
Ezelin ,ebedin sultanısın Sen
Kulun ,kölen olmaya talibim Ben
Nur kaynağı;nur üstüne nursun Sen
Nurunda yanmaya koşan pervaneyim Ben
 Karşılıksız bin bir nimet verensin Sen
Şükürde aciz,mahcup,af dilenen Ben
Affı,mağfireti sonsuz olan Sen
Secdeye kapanınca huzur bulan Ben
Settarsın,günahları, örtersin Sen
Günahını, gözyaşıyla yıkayanım Ben
Herşeyi yoktan,muhabbetle var edensin Sen
Aşkıma kıblesin,tek sevdamsın diyenim Ben
Dostların en yücesi,tek velisin Sen
Dostluğuna muhtaç,isteklisi Ben
Her şeyi bilen,gören,bâsirsin Sen
Huzurundayım ,ne olur gör beni...

Boynu bükük kulunum Ben
Var olan, tek gerçek, haksın Sen
Zindanım olan yalan dünyada,
Garibim,sana hasret,mahpusum Ben
Varlığı apaçık delillerle zahir olansın Sen
Ruhu varlığını,yüreği sevgini haykıranım Ben
İlim ve kudretiyle,her şeye şahitsin Sen
Aşkıma şahit ol,yolunda şehit olsam Ben
Her şeye hükmeden, hakimsin Sen
Ne olur hükmet kalbime;
Yüreğimdeki aşkının düşmanı olan
Şeytan ve onun yoldaşlarından
Sana sığınırım, acizim Ben
Zengin olan, zengin edensin Sen
Sevginin,aşkının zengini olayım Ben
Vedûdsün, çok seven,en sevgili Sen
Sevginden beslenip,nefes alan,meftununum Ben
Ne çıkar?
Hiç kimse sevmesin Beni
Yeter ki Sen sev Beni, 

 BEN PİŞMANIM YA RABBİ ! 
 Gecelerden sabahlara, karanlıklardan güneşlere doğru açılan yüreklerimizin perde aralıklarından süzülen nur katreleriyle geldim kapına... Biliyorum, güllerden geçer sana giden yollar...
Yakarışlarla, dualarla, tahiyyatlarla bezenir.

Ey rahmetiyle kalpleri evirip çeviren, sana kalbimi getirdim.
Ey kalpleri nuruyla sarıp okşayan! Onulmaz yaralarla kan-revan kalbim avuçlarımda, kapına geldim.

'Selam olsun ömür seccadesini gönül dergahına serenlere' diyebilmeyi ne çok isterdim, ama biliyorum ne yüzüm var ne de hakkım...

Öğrendim ki dua, aşığın maşuğuna bir haber salmasıdır; gözyaşlarıyla yazılmış bir mektubu. Ve bir bekleyiştir, iştiyakla, korkuyla, ümitle bekleyiş...
İşte, zaman her saniyesini balyozlamaktayken ömrün, verilmemiş hesapların korkusuyla, titreyen yüreklerimize bir lahza umut adına geldik kapına... Ahh... gelebildik mi, bir haber var mı affa dair?
Acziyetimi alarak koynuma, bir derviş hırkasıyla, sevgili Eyyub'unun sabrını yüklenerek gelebilmek isterdim kapına...
Meryem örtülerimi örtünebilseydim... Tur Dağı'ndaki o ses bir yankı bulabilseydi ruhumda insanlığım adına. Önünde bütün ruhumla secde edebilseydim...

Yeri göğü bağrına basan ey!
Ey gökyüzünü kudretiyle sürmeleyen!
Rahmetini serp taşlaşan gönüllere ey! ..
Sanadır münacatım, yalnız sana olsun aşkım, lütfeyle...

Bir avuç ateşböceği uçuruver ne olur zifiri yüreklerimize. Kararan günlerimize, gecelerimize...
Ve 'ne olursan ol gel! ' diyen aşıkların hürmetine, ne olur affeyle...
Seni aradım durdum gönüllerin yalnızlığında çöllerinin, menzilsiz yollarında ve bir katre rahmetine muhtaç toprağımda. Ah perde, ah şahdamarım... Şefkatinin gölgesine sığınıyorum Ya Rab!
Hiçliğin zerresinde kavrulmaya can attığım demdir. Vedüdsun... İltifatına muhtacız Ya Rab. 

Tenezzül buyur kulunun münacatına.
Dua dua açılırmış sana giden kapılar. Hüzünlü bir sonbahar günü kapında yalvarmaya geldim. Senden korkum nar değil, kaybetme korkusudur. Dostu, en sevgiliyi, sıla-i rahimi, cananı, canda kaybetme korkusu...
Umudumsa rızan: 'İlahi ente maksudi...'
Yüreklerimiz ezik Ya Rab. Yüzümüz yerde. Kaldırıp başımızı sonsuzluğa bakmaya yüzümüz yok...
Layık olamadık. Pişmanlığın dehlizlerinde boğuluyorken ağlayamadık, derinden sessizce... 

Zayıf iradelerimizle, alacakaranlık yüreklerimizle bir damla gözyaşı getirebilseydik yürekten, ihlas adına.
Biliyorum pişmanlıklara delil kabul ederdin...
Yüreğin zayıf noktalarında mahkum olduk nefsimize.
Ya Rab çıkar kelepçelerini o aleyhillanenin...
Çıkar ne olur, dostlarının hatırına.
Azad et Ya Rab şüphelerin oyuncağı olmuş aklın nezarethanesinden.
Kutlu sevdanın gül kokusundan doya doya içir sinelerimize.
Diri meyyitler gibi değil, sırat-ı müstakim üzerinde günahlardan nurunla yıkanmış olarak yürümeyi nasib eyle.
Şehirler, evler mezar oldu Ya Rab. Her evden ceset kokuları yükseliyor semaya.
Bedenler değil, ruhlar ölü. Bize nurunla dirilmeyi nasib eyle.
Biz sanemler inşa ettik yüreklerimizde gökdelenler boyu.
Biz yeryüzü tanrılarının eteğini öptük. Dizboyu battık çirkefine alemin.
Sahte dostları, riyakar aşkları çarparak yüzüne insanlığın, sana koşmayı nasib eyle.
Tevbe kapılarının ardına değin açıldığı ve meleklerin kanatlarıyla yeryüzüne kapandığı günlerin rahmetinde yüzmekteyken, ebed aşkını gönüllerimize nakşet.
İşte can pazarında canımızı satmaktayız, bir iltifatın uğruna...
Gülistanında renksiz, kokusuz bir yaprak olmayı çok görme.
Yüce kapında kıtmir olanlardan eyle.
Elimizden, yüreklerimizden katran rengi günahlar dökülüyor.
Duaları semadan çevrilmeyenler adına, geceleri nurlarıyla sabahlara çevirenler adına, samimiyeti nakış nakış ömür gergefine işleyenler adına, tevbe ediyor, af diliyoruz dualarımızla...
'Ya Rabbi... Ben pişmanım... Ben pişmanım...

 

   ALLAH' IM!
Bana dilimle değil, halimle vazetmeyi nasip eyle,
ALLAH' ım!
Hayatımızın her anında, namazda gibi, ilahi huzurda olduğumuz bilincinden ayırma, Ya Rabbi!

ALLAH' ım!
Semalarımızı bayraksız, bizleri hürriyetsiz, camilerimizi cemaatsız, cemaatimizi de ilim ve hikmetsiz bırakma, Ya Rabbi!
ALLAH' ım! 'Halim ve azim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Büyük Arş'ın Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur. Kıymetli Arş'ın Rabbi, arzın Rabbi, Semavat'ın Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur.' Dinimizi dünyanın mehri yapmaktan, acıkınca da inançlarımızı yemekten cümlemizi muhafaza eyle,
ALLAH' ım!
Beni, beni benim önüme engel olmaktan,Beni, benim hayatımın kemirgeni olmaktan,Beni, bana yalan söylemekten muhafaza eyle,
ALLAH' ım!
Bakışımızı ibret,Sukutumuzu hikmet,Konuşmamızı sanat ve marifete dönüştür,
ALLAH' ım!
Boşa bakanlardan,Boşa susanlardan,Boşa konuşanlardan eyleme,
ALLAH' ım!
Zenginlerimizi hamiyetsiz,Fakirlerimizi gayretsiz,Alimlerimizi amelsiz,İdarecilerimizi adaletsiz bırakma,
ALLAH' ım!
Dahili ve harici düşmanlardan sana sığındığımız gibi;cehaletin,tembelliğin,zaman israfının şerrinden de sana sığınıyoruz,bizleri muhafaza eyle,
ALLAH' ım!
Önce Hak' tan, sonra haksızlıktan korkmayı nasip eyle,
ALLAH' ım!
Yetenek israfından,Kapasite israfından,Zaman israfından ve israfın her türlüsünden muhafaza eyle,
ALLAH' ım!
Ertelemekten, üşenmekten, yılmaktan, vazgeçmekten, yarına bırakmaktan ve buna benzer hastalıkların şerrinden muhafaza eyle.Bu hastalıklara karşı Alim, Hakim ve Şafi isimlerinden acilen şifalar ihsan eyle,
ALLAH' ım!
Beynimizi, malumat ishali olmaktan,Aklımızı, öfkenin esiri olmaktan,Bedenimizi, şehvetin kölesi olmaktan,Midemizi, depo haline gelmekten muhafaza eyle.

 SEVGİLİ MUHAFIZIM 
 Beni, ilgilendirmeyen işe karışmaktan… Değiştirmeye güç yetiremeyeceğim meseleye kafa yormaktan… Kendi kapım pisken, başkalarının kapısının pisliğine takılmaktan… Bünyesi nice mikropla hasta ve dertliyken, doktorluk iddiâsında bulunmaktan… “Sadece işittiği” hususlar için “biliyorum” demekten… Sağdan soldan duydukları ile fetvâ vermekten… İlmi ve hilmi israf etmekten… Boyumu aşan mevzûlarda, gevezelik yapmaktan beni koru… Edebe yol olmayan yaşmaktan… Nefsim dururken, başka bir düşmanla savaşmaktan… Ve şerlilerin şer tuzağına düşmekten Sana sığınırım… Dışı içine kaçmaktan, içi dışına çıkmaktan, haktan sapıp hataya koşmaktan koru beni….

Sevgili Yaratıcım!
 Beni, var ettiğin o ezel yurduna, tertemiz geri döndür… Bu dünyaya gelişim pek mâceralı, büyümem pek meşakkatli olmuş… Anamı ve babamı cennet bahçende gezdir… Gidişimi kolay eyle… Akıl yaşta değil, başta diyorlar, başıma akıl nasip eyle… Hakikatte aklın ne yaşta, ne de başta olmadığını… Fakat aklın ille de yanışta olduğunu fark ettir. “Aklını yaşında sanan büyüyememiş ihtiyar” olmaktan Sana sığınırım. “Aklı, baş olmakta sanan büyükbaş” olmaktan da koru beni... Hakkımda her ne murâd etmişsen, beni ondan râzı kıl da, şikâyet edip duran bedbahtlardan olmayayım… 

Sevgili Dostum!
 Sevdiklerim uyuduğu, en çok sevdiğim de rüyalara daldığı ve beni sevdiğini söyleyenler yorulup, kendilerine bile hayırları kalmadığı zaman, beni yine de gözleyen, koruyan ve kollayan Sen’sin!.. O herkesin bırakıp gittiği ve sadece Sen’inle baş başa kaldığım zamanlarda, “Sen’inle olmak” duygusunu bana öyle derinden hissettir ki… Ömr-ü billah, yalnızlık nedir, unutayım… Dostlarına dost olmayı, dostlarının hizmetinde bulunmayı ve dostlara yaraşır bir sevgiyle sevmeyi nasip et…

Sevgili Lûtfedicim!
 Özellikle ağzımın içinde, inci taneleri gibi pırıl pırıl durmakta olan, hani şu yeri; üstte, önde ve ortada olan iki dişim için, Sana şükredemezken, beni “Sana hakkıyla şükrettiğini zannetme” gafletinden uzak tut. O iki diş olmasaydı, ne insanların alaycı bakışlarından kurtulabilir, ne doğru düzgün yemek yiyebilir, ne de böyle düzgün konuşabilirdim. Ama ne olur, iki inci tanesi dişin kulu etme de beni, onlar sebebiyle kibir çamuruna batıp, deryadan ayrı kalmayayım… Karşıma, beni onlar olmadan da sevebilecek, takıntısız, yüce ruhlu insanlar çıkar… Kabuğa değil, öze âşık güzel kullarının arkadaşlığıyla, lutuflarına lutuf ekle… İkram ettiğin iki dişimle ilgili istediklerimi, yardımınla üstesinden geleceğim, herhangi iki işim için de istiyorum, lutfet…

Sevgili Sınayıcım!
 Karşıma çıkardığın imtihanlar hakkında, hüsn-i zan beslemeyi ve onların her birini, sadece benim hayrıma yarattığını düşünmeyi… Çirkin bakarak güzellikleri karalayanlardan değil, güzel bakarak pislikleri paklayanlardan olabilmeyi bana nasip et… Yoklukla, çoklukla, açlıkla ya da toklukla sınadığında, kanaat lutfet… Yusuf olmaya güç yetiremem belki ama… Ben farkında olmadan, ruhumda bir Yusufluk büyütmüşsen, Züleyhâ’lar karşısında serinlik, iffet ve asâlet nasip et… Kim bilir, belki Yusuf değil de, Züleyhâ olarak sınanmaktır nasibim… Eğer öyleyse, lütfen, karşıma Yusuf gibi bir Yusuf çıkar… Her ikimizi o sınamadan, alnı ak çıkar… Ve alnıma, o Yusuf ile, râzı olduğun şekilde visâli yazıver… Dedikodusunu yapanlardan olmaktansa, Züleyha olmak yeğdir… Lâkin o vakit, bana öyle bir el ver ki, gömleğe uzanmasın! Öyle bir göz ver ki, fesat bakmasın! Öyle bir dil ver ki, zora sokmasın! Öyle bir kalp ver ki, fitne dolmasın! Öyle bir ayak ver ki, icabında kendine ayak diresin! Öyle bir irade ver ki, Sen’in hükmünde erisin! Öyle bir sabır ver ki, sabrından bir zerre olsun! Öyle bir güç ver ki, içi kaynar, içi yanık, içi bitik ise de… Dışı pek serin, pek sakin ve ille kavî olsun! Sevgili Setredicim! Sen, öylesine şefkatli bir dostsun ki, kusurlarımı örtersin. Eğer böylesine setretmeseydin, hiç bakılacak hâlim kalır mıydı? Bana, o setredişinden nasip ikram et de, ben de insanların hatalarını örtebileyim. Birilerinin yanlışını dilime dolamaktan, birilerinin eksiğiyle mutluluk duymaktan, bencil ve kaba olup, nezâketten mahrum kalmaktan, Sana sığınırım… Hem, sadece beni başkalarına karşı örtmekle kalmaz, kendinle arama da perde çekersin… Bunu yapmakla, yine sadece beni korumayı murad ettiğini biliyorum… Lâkin… Perdeleri kalın etme de, hiç değilse, ardında gizlenen cemâlini seyretmeye yol bulayım…  

Sevgili Biriciğim! “De ki, ALLAH birdir!” âyetini, hayatımın her ânında dolu dolu hissettir bana… Samed oluşun karşısında, Sana alabildiğine muhtaç oluşumu hissettir… Kapında bir fakir ve bir dilenci olmaktan ayırma beni… Vesîleye takılıp kalarak Sen’i unutmaktan, vesîleye teşekkürü ihmal sûretiyle, Sana şükürde kusur etmekten koru… Kul hakkıyla ve nicelerinde hakkım olduğu iddiasıyla huzuruna gelmek ihtimalinden azâd et beni… amin, amin, amin

 

  YA İLAHİ,
Bu yürek Sen’in için Sana yanmak ister..
Öyle yanayım ki..

Ya İlahi..
Sevdan geceleri uykumu bölsün, günün aydınlığında gafleti silsin..
Her hâl’de Sen’i arayım, her hâl’imle Sen’i bulayım..
Her kapının anahtarı Sen’de Ya İlahi..

Sana gelen tüm kapıları arala, sessizce süzülüp geleyim yanına..
Sana gelen yollarda beni nefs eline bırakma,
Dostlarını yoldaş eyle yolculuğumda!
Sen tut ki.. yüreğimin elinden, ayağıma çakıl ve taş deydiğinde, düşmeyim sendelemeyim..
Sana çıkacak yollarda, Sen tut yüreğimin ellerinden!

Emanetini sağlam ulaştırmayı nasip eyle..
Doğduğum gün verdiğin o tertemiz kalbi, aynı temizlikte emanet etmeyi nasip eyle..
Kirlerden pak eyle bu kalbimi, parçalamaya meyl eden faniliklerden uzak eyle!

Sen’in verdiğin gönül de, Sen’in ile geleyim Ya İlahi..

Yalan tutsaklıklara esir etme bedenimi,
Üzerimde yalan ve yanlış hiç bir sevdanın izini bırakma,
Gönlüme her gireni, bana Sen’i getirdiği için seveyim,
Sana gelebilmek için sevileyim!
Gözeten Sen’sin her halimi.. Sen koru benliğimi..
Sana emanet ettim yüreğimi.. her halimi!

Dünya kuyusunda Yusuf(AS)’ın teslimiyetini ihsan eyle bu bedene,
Yakup(AS)’ın, Yusuf(AS)’a hasreti gözyaşı oldu ömrüne, gözlerinden etti hasreti..
Sabır ile duâsı ile kavuşturdun hem Yusuf’una hem gören gözlerine..
Sen’in için akan gözyaşına talibim Ya İlahi..

Öyle yanayım ki..
Yüreğimi aşkına kurban eyle!
Gözümün yaşı ile sabredenler gibi kavuşmak nasip eyle!
Sana kavuşmanın adı ise ölüm.. ölümü sevdir bana,
Soğuk deymesin şu dilime, en sıcak kelime olsun.. vuslatın adı..

Öyle yanayım ki..
Ya İlahi..
Ölümü özleyen bir beden de ben olayım!
Ölümlerin en güzeline talibim,
Faniliğe rağbet ettirme,
Ömrüme ömür bereketi ver ki..
Ellerim boş gelme

 

  SENİ TANIMA MUTLULUĞU
 Seni tanıma mutluluğunu, Seni dost edinme mesutluğunu yaşayamayanlara,
Onların elleri açılmak istemiyor mu Sana? Onların kalpleri özlem duymuyor mu sana ?
Onların dilleri Sen'in adını zikretmek istemez mi?
Onların bütün uzuvları Seni ister biliyorum ama nedir onlara bu hasreti
çektiren, nedir Sana kavuşmalarını engelleyen?
Nedir onları Sen'den alıkoyan?
Ey güzeller güzeli Rabbim,
Ey Allah'ım!
Ey duaları geri çevirmeyen Rahman!
Sana bütün gücümle, bütün kalbimle ve kalbimin tercümanı olan gözyaşlarımla
yalvarıyorum.
Seni tanımayan biçarelere de göster kendini. Tattır onlara sevgini.
Bilsinler ne büyük bir aşk olduğunu.
Bilsinler Senin alemlere Rahmet olan Resulünü.
Bilsinler Senin affediciliğini. Onlar da gelsin Senin mağfiret kapına.
Onlar da istesin Seni bizim istediğimiz gibi.
Rabb'im hayatında hiç Sana ibadet etmemiş, içinde hiç Allah aşkı olmayan,
imana susamış ama susuzluğunun kaynağını bilmeyen bu insanlara hidayet nasip et
ne olur!
Ne olur Allah'ım;..
Senin içime koyduğun sevgiyle sevdim ben onları.
Senin rızan için arkadaş, kardeş dedim onlara.
Rabbim ben sadece bu dünya için sevmiyorum.
Sevdiğim herkesi ahirette de birlikte olayım diye seviyorum.
Sana gelirken onlarla birlikte geleyim diye seviyorum.
Yani herkesi seviyorum
Sen'den ötürü.
Allahım!
Ya sarılırsa yakama, ya bana derse o büyük günde, Neden anlatmadın bana Rabbini?
Neden anlatmadın bana cennet-cehennemi? Neden Rahmet Peygamberinden söz etmedin?
Neden bu ilahi düğüne beni de davet etmedin?
Sen benim arkadaşım değil, kardeşim  miydin?
Hani arkadaşlar birbirlerine herşeyi anlatırlardı. Sen bana neden anlatmadın?
Bana neden bugünden haber vermedin? Neden, neden, neden?'
Allah'ım!!
 Ben ne yaparım bu soruların karşılığında? Ne cevap veririm, nasıl dayanırım? Omuzlarım kaldırır mı bu yükü?
Öyle bir yük, öyle bir yük ki Sana ve Resulüne kavuşmanın sevincini yaşatmayacak
bana. 
Çünkü bir şeyleri eksik bırakmışım ben dünyada. Hak etmemişim ben bu sevinci..
Tam Sana kavuştum derken bu arkadaşımın hakkının altından nasıl kalkarım,
nasıl öderim bu vebali?
Rabbim Sen istersen, Sen ol dersen ne olmaz ki! Allahım onları da aramıza kat.
Onları da Sana yönelt. Onlar da sevsin Seni. Seni sevince zaten bulacak bütün
güzelliği,
bütün doğruluğu.
Seni sevince ölümü de sevecek, peygamberleri de sevecek. Herşeyi, herkesi
sevecek.
Seni seven neyi sevmemiş ki? Ben acizim, birşey yapamıyorum duadan başka.
Elimden fazlası gelmiyor. Senin sevgini yine ancak Sen koyarsın onların kalbine.
Sen yöneltirsin onları kendine.
Allahım!
Yapabildiğim tek şey şu anda gözyaşlarımla birlikte elimi açıp sana yalvarmak.
Yalvarıyorum hidayet nasip et onlara ve tabi bana da.
Asıl mutluluğu ver onlara ve onlar gibilere.
Ver onlara Allahım sevgini!
Yağdır Rahmetini!
Ve beni de bütün Müslüman kardeşlerimi de affet Rabb;im Cuma'nın hürmetine
Sen affedicisin, affetmeyi seversin , beni ve tüm kullarını da
affet Rabbim
affet Rabbim
affet Rabbim

affet.....

  YA İLAHİ,
Kim, ne istiyorsa, Rabbim onlara hayırlı olanları dünyada da, âhirette de ver.
Biz dünya hayatında da O’na tâlibiz, âhiret hayatında da! O Güzeller Güzeli Peygamber Efendimiz’in yanında, büyüklerimizle birlikte O’na tâlibiz!..

Bilemiyoruz ya Rabbî, biz, câhil kullardanız, ama Sen bilensin! Ya Rabbî, Sana yalvarıyorum çekemeyecekleri, “Of!..” deyip de Seni incitecekleri hâlleri varsa, cümlesini üzerlerinden ve üzerlerimizden al!

Bizi rahmetine kavuştur. Güzeller Güzeli Peygamber Efendimiz’e ve büyüklerimize itaatkâr eyle! İnşâallah hayırlı ümmet, hayırlı evlat eyle!.. Şurada ben yanlış bir şey söylediysem kaydedildi sözde, ama Sen onları siliver ya Rabbi! Zararım kimseye dokunmasın.
İnşâallâh hayrımız var ise, Senin rızan olacak şeyler söyledik ise, onları da duyur!

Gönüller Senin elinde Rabbim, bütün ümmete gerçek mânâda îmânı tattır. Allâh’ım, ben bilemediysem Sen bilensin. Ben istemeyi bilemediysem, Sen eksiğimizi-gediğimizi tamamla, yâ Rabbi! Bütün kullarına bu günlerde hayırlar ve güzellikler ver! Yâ Rabbi!.. O güzeller güzeli Efendimizi, makâm-ı Mahmûd’a ulaştır. O’nun makamına ulaştığını bizlere de göster!.. Yâ Rabbi, o güne ulaştığımızda, bize şefaat için ortaya çıktığında, O’nun başını öne eğdirecek hâllerden Sen bizi muhafaza buyur! O’nu orada mahcup eden kullardan olmayalım, yâ Rabbi!.. Burada sakladığın hâllerimizi orada da açığa vurma!.. Ey Rabbim! Sana inanıyoruz, Peygamberimizi seviyoruz; Sen’den de rızânı istiyoruz.
' Âmin '
 
  UTANIYORUM
Utanırım ya Rahman senin aşkın ile açan ve hoş kokular veren bir gül olamadım. Bir güneş olup doğamadım bir rüzgar olup esemedim
Bütün mahlukat sana itaat ederken aşk ile hu çeker aşk ile döner yunus misali...
Utanırım ya Rahman gaflet uykularımdan utanırım. Sabahlara kadar sana secde eden bir Ebubekir bir Ömer bir Osman olamadım. Onlar gibi Rasule aşık olamadım onunlayken bile hasret kalamadım...

Utanırım ya Rahman eshabı guzinin tövbesinden utanırım. Uzeyr olup harama baktım diye vuramadım kendimi dağlara ağlaya ağlaya AFFET YA RABBİ diyemedim

Utanırım Ya Rahman korkamadım yatağa girip uyumaktan Seddad Bin Evs olamadım yataktan kalkıp sabaha kadar secde edemedim.

Ya Rahman ne güzel kulların var ben onlardan olamadım. Simdi ağlıyorum sessizce. Sanki oturduğum yerde ölümümü bekliyorum. Yok misali yasıyorum.. Her vasıtaya bindik fanide simdi sıra tabut denen cansız ata binmekte...

Şehadettir arzuhalım nasib edermisin Ya Rahman cennette cemalinle şereflendirirmisin bu acizi. RAHMETIMDEN GAZABIMDAN USTUNDUR buyurmuşsun. Rahmetinle muamele eyle bizlere biz aciz kullarınız. Öylesine bir ölüm nasip eyleki Azrail as geldiğinde hoş gelsin ve geldiğinde o görevini yerine getirmeden sen bizlerden Razı ol İnşaALLAH...

Gecelerden sabahalara, karanliklardan güneşlere doğru açilan yüreklerimizin perde araliklarindan süzülen nur katreleriyle geldim kapina!

Biliyorum, güllerden gecer sana giden yollar, Yakarislarla, dualarla, tahiyyatlarla bezenir.
Ey rahmetiyle kalpleri evirip çeviren, Sana kalbimi getirdim.

Ey kalpleri nuruyla sarip oksayan! Yaralarla kan-revan kalbim avuçlarimda, kapina geldim.
'Selam olsun ömür seccadesini gönül dergahina serenlere' diyebilmeyi ne çok isterdim, ama biliyorum ne yüzüm var nede hakkim.

Ögrendim ki dua, asigin masuguna bir haber salmasidir; gözyaslariyla yazilmis bir mektubu. Ve bir bekleyistir, istiyakla, korkuyla, ümitle bekleyis.

Iste, zaman her saniyesini balyozlamaktayken ömrün, verilmemis hesaplarin korkusuyla, titreyen yüreklerimizin bir lahsa umut adina geldik kapina Ah gelebildik mi, bir haber var mi affina dair?

Acziyeimi alarak koynuma, bir dervis hirkasiyla, sevgili Eyyüb'unün sabrini yüklenerek gelebilmek isterdim kapina!
Meryem örtülerimle örtünebileseydim Tur Dagindaki o ses bir yanki bulabilseydi ruhumda insanligim adina. Önünde bütün ruhumla secde edebilseydim.

Yeri gögü bagrina basan Ey Rabbim!
Ey gökyüzünü kudretiyle sürmeleyen!
Rahmetini serp taslasan gönüllere Ey Rabbim!
Sanadir münacatim, yalniz Sana olsun askim lutfeyle!

Bir avuç ates böcegi uçuver ne olur zifiri yüreklerimize. Kararan günlerimize, gecelerimize Ve ne olursan ol gel diyen asiklarin hürmetine, ne olur affeyle!
Seni aradim durdum gönüllerin yalnizliginda çöllerinin, menzilsiz yollarinda ve bir katre rahmetine muhtaç topraginda. Ah perde, ah sah damarim! Sefkatinin gölgesine siğiniyorum Ya Rabbim!

Hiçligin zerresinden kavrulmaya can attigim demdir. Vedudsun Iltifatina muhtaciz Ya Rabbim! Tenezzül buyur kulununu münacatina.
Dua dua acilirmis Sana giden kapilar. Hüzünlü bir sonbahar günü kapinda yalvarmaya geldim. Senden korkum nar degil, kaybetme korkusudur. Dostu, en sevgiliyi, sila-i rahimi, canani, canda kaybetme korkusu! Umudumsa rizan: iIlahi ente maksudi..
Yüreklerimiz ezik Ya Rabbim! Yüzümüz yerde. Kaldirip basimizi sonsuzluga bakmaya yüzümüz yok! Layik olamadik. Pismanligin dehlizlerinde boguluyorken aglayamadik, derinden sessizce Zayif irademizle, alaca karanlik yüreklerimizle bir damla gözyasi getirebilseydik yürekten, ihlas adina. Biliyorum pismanliklara delil kabul ederdin

Yüregin zayif noktalarinda mahkum oldum nefsimize. Ya Rabbim! Çikar kelepçelerini o aleyhillanenin Çikar ne olur, dostlarinin hatirina.

Azad et Ya Rabbim! Süphelerin oyuncagi olmus aklin nezarethanesinden. Kutlu sevdanin gül kokusundan doya doya içir sinelerimize diri meyyitler gibi degil, sirat-i müstakim üzerinde günahlardan nurunla yikanmis olarak yürümeyi nasib eyle.
Sehirler, evler mezar oldu Ya Rabbim! Her evden ceset kokulari yükseliyor semaya. Bedenler degil ruhlar ölü. Bizi nurunla dirilmeyi nasib eyle.

Biz sanemler insa ettik yüreklerimizde göktelenler boyu. Biz yeryüzü tanrilarinin etegini öptük. Diz boyu battik çirkefine alemin. Sahte dostlari, riyakar asklari çarparak yüzüne insanligin, Sana kosmayi nasib eyle.
Tevbe kapilarinin ardina degin açildigi ve meleklerin kanatlariyla yeryüzüne kapandigi günlerin rahmetinde yüzmekteyken edeb askini gönüllerimize nakset.

Iste can pazarinda canimizi satmaktayiz, bir iltifatin ugruna.
Gülistaninda renksiz, kokusuz bir yaprak olmayi çok görme.
Yüce kapinda kitmir olanlardan eyle.

Elimizden, yüreklerimizden katran rengi günahlar dökülüyor.
Dualari semadan çevrilmeyenler adina, geceleri nurlariyla sabahlara çevirenler adina, samimiyeti nakis nakis ömür gergefine isleyenler adina, tevbe ediyor, af diliyoruz dualarimizla
Ya Rabbim!.. Ben pismanim!.. Ben pismanim!.. 

 

  YA İLAHİ,
Bir adı da 'el-Vedûd' olan, sevginin, aşkın kaynağı, seven ve sevdiren Rabbimiz! 
Bütün isimlerinle Seni anıyor ve 'Birbirinizin birbirinize sevgisi, işte O'nun nurudur.' diyenin muhabbetiyle Sana iltica ediyoruz.

Ey bütün sessiz yalvarışların sahibi! Sıkıntılarımıza karşı hazırlığımız, musibetimiz anında ümidimiz, yalnızlığımız anında arkadaşımız, gurbetliğimizde dostumuz, nimetimiz anında sahibimiz, kederimiz anında ferahlatıcımız, ihtiyacımız anında yardımımıza koşan, zor durumumuzda sığınağımız, korkumuz anında yardımcımız, şaşkınlığımız anında yol göstericimiz!

Ey kalpleri nurlandıran, süsleyen, kalplerin sevgilisi Rabbimiz!

Bizim her şeyimiz Sensin. Bize, bizi arındıran, Senin muhabbetine döndüren, Sana sevgili olmamızı sağlayan bir tevbe nasip et. Senin rızana aykırı tüm şeylerden, Senin muhabbetini ortadan kaldıran gözümüzün bakışından, gönlümüzün hatırasından, dilimizin anlatışından ve organlarımızın davranışlarından dolayı Senden afv ve mağfiret diliyoruz.

Allah'ım! Sana isyan edene karşı ne kadar yumuşak ve sabırlı davranırsın. Sana el açıp, dua edene, sana umut bağlayana ne kadar yakınsın. Senden isteyene ne kadar sevgi ve merhametle yönelirsin.

Senden isteyen kim var ki, onu mahrum ettin? Sana sığınan kim var ki, onu himayene almadın? Sana yaklaşan kim var ki, onu uzaklaştırdın? Sana koşup gelen kim var ki, onu kapından kovdun?
Allah'ım! Tevhidin gönlümüzde olduğu halde, bize azab eder misin? Bizi, Senin için sevmediğimiz bir toplulukta bir araya getirip toplar mısın?

Muhafaza buyur ya Rab!
Şahdamarımızdan daha yakın Rabbimiz! Yüce huzurunda buluşturduğunda sevenleri; acının, sıkıntının, hiçbir kötülüğün ve çirkinliğin olmadığı, böyle bir buluşma ne kadar güzeldir.

O büyük buluşmada, acaba huzurunda, habibinin huzurunda bizler ne durumda olacağız? Acaba şu günahkar gözlerimiz, Seni, sevgili Peygamberimizi görebilecek mi? Yoksa kör mü olacağız? O güzel halkanın uzaklarında kalan çaresizlerden, nasipsizlerden mi olacağız? 'Nasıl yaşıyorsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.' buyuruyor Rasul'ün!.. Yarimiz ol, yardımcımız ol. Hayatımıza dol, bizi Sen kuşat! Seninle yaşayıp, Seninle ölmek istiyoruz! Ölümümüz sana kavuşmak olsun!
Rabbimiz! Güçsüzlüğümüzü ve Senin isteklerini yerine getirmedeki yeteneksizliğimizi Sana şikayet ediyoruz. Üzüntümüzü ve tasamızı da yalnız Sana arz ediyoruz.

Özünün hakikati ve yüzünün nuru üzerine yemin ederiz ki, Sana duyduğumuz ihtiyaç, Senin zenginliğine denk! Sana olan ihtiyacımız Senin büyüklüğün kadar...

Bildirdiğin ve gizlediğin tüm isimlerini ve Kur'an-ı Kerim'i, kalbimizin baharı, gönlümüzün nuru, sıkıntımızın ilacı yap.
Allah'ım! Seni seviyoruz. Buna göz yaşlarımızı şahit tutacağız. Ama istiyoruz ki, bizim Seni nasıl sevmemizi istiyorsan, Seni öyle sevdir bize!
Biz, Sana âidiz, Allah'ım! Bu ne harika bir duygu!.. Bize, küçüklüğümüzü ve hiçliğimizi duyuran, ama sonsuz güven ve mutluluğu yaşatan, o tatlı rahmetinin altında kaybolmak istiyoruz.

Bizi sev, sevdir, sevindir! Sevdiklerinle eyle, sevdiklerinden eyle... Seni sevmeyi, Seni seveni sevmeyi, sana yaklaştıracak ameli sevmeyi bize nasib et! Senin için öğrenmeyi, yaşamayı ve öğretmeyi bize nasib et!

Sevginle var ettiğin varlığımızı, Sana teslim etmenin verdiği mutluluğu sonsuza kadar devam ettir ki, Sana olan şükrümüz son bulmasın!
Dokunmanı isterdik titrek kalbimize... Göz yaşlarımıza dokunmanı... Sevmeni isterdik bizi de.. İbrahim -aleyhisselam-'a 'Halilim', Hazret-i Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e 'Habibim' dediğin gibi..

Ya da küçük hizmetçin, küçük kulun olmak istediğimiz için.. Seni anlatan dil, Sana ağlayan göz, Seni seven kalp olmak istediğimiz için...
Çok susadık Allah'ım! Susuzluğumuzu gidermiyor hiçbir şey! Kandırmıyor, şu bulanık sular! Gür ve berrak bir kaynaktan, gönlümüze feyizler, nûrlar akıt, serin serin... Çok susadık.

Allah'ım, çevremizde ve her yerde, yüreğimizi de yakan koca bir yangın var. Biz, bu kocaman yangın için bir damlacık su olmak istiyoruz.

Allah'ım! Şefkatine ihtiyacımız var. Ellerimizle itekleyip, Sen'den gayri her şeyi, Sana gelmek istiyoruz. Kabul eder misin, içinde kara olan yüreğimizi? Şefkatine ölesiye ihtiyacımız var.

Süslü kelimelerle dolu, bu sathi, ve bu sahte hayat, Seninle anlamlı, Senin için çalışmakla değerli... Ve insan için ancak, çalıştığının karşılığı vardır... Sen emekleri ziyan etmezsin. Bizi, Senin için çalışan, nurunun tamamlanmasına vesile olan kullarından kıl!
Rabbimiz! İşte ellerimiz, günahlarla beraber Sana uzatıyoruz. İşte alnımız, tevbe ile Sana geldi. Dünyada da, ahirette de bizim yarimiz Sensin.

Hayatımızı Senin rızan ile ve sevginle en güzel renk ve desenlerle nakış nakış işleyip, bir sanat eseri oluşturmak istiyoruz, Sana sunacak!... 
 
D U A YAKARIŞTIR
Dua yakarıstır, seslenmektir,yardim dilemektir.
Fitri bir olgudur.Üstün bir varlıga inanan her insan dua eder.

Dua,kulun ümit dali ve Rabbine bagliliginin en güzel ifadesidir.Dua,cennet yollarini açan,kalbe safa,ruha gida veren ve ebediyyet serinligini tattiran vecd halidir.Dua,mü'min için esi bulunmaz bir silah,ümit gecesinde hayirli bir sabah,bela,siddet ve felaket çemberinden kurtulus ve felahtir.Dua,yerde nur,gökte nur,sagda nur,solda nur ve kul için bir tükenmez huzurdur.Dua,Hak kapisinin halkasini tutmak,çirpinan gönüllere ilahi rahmeti dilemektir.Dua,kulun serefini artiran,iki alemde de yüzünü ak eden,bir güzellik bulutu halinde rahmet katrelerini gönül topragina döken en hayirli seydir.

Yüce Allah cc söyle buyuruyor.

"Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru." derler." (Al-i İmran Suresi, 191)

Dua sadece bir seyler istemek demek degildir. Bizi yaratan ve yasatan Sonsuz Kudret’in sahibi önünde, kendi aczimizi ve hicligimizi anlamak, kendi kendimize yeterli olmadigimizi bilmektir. Bizi en iyi bilen Rabbimizin huzurunda ic dünyamizi serhetmektir.
Dua, dudaktaki sesler ve kelimeler degil, kalpteki iniltiler ile ruhtaki sizilardir.
"Rabbinize yalvara yakara gizlice dua edin, muhakkak ki Allah, haddi asanlari sevmez. O'na korkarak ve umarak dua edin." (A'raf, 7/55–56). Ve dua insanin deger ölcüsüdür: "De ki, eger duaniz olmasaydi Rabb'im size deger verir miydi?" (Furkan, 25/77).

Dogru yolu gösteren ve olgunlastiran Tasdik eden, güven veren, zarar vermeyen, mucizeleri destekleyen, gönüllere iman isigi yayan.Bize herseyi ögreten Rabbim , yine Kur'an dan peygamberlerin dualarindan örnek vererek en guzel sekilde duayi ögreten gene O'dur.

* Ey rabbimiz unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutma *
Eyüp (a.s)
* Ya Rabbi gerçekten benim başıma bela geldi.Halbuki sen merhametlilerin merhametlisisin *
Zekeriya (a.s)
* Rabbim, beni yalnız bırakma *
Âdem (a.s)
* Ey Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik. Eğer sen bizi affetmez ve bize acımazsan mutlaka zarara uğrayanlardan oluruz. *
diyerek dua etmişlerdir.
* Beni müslüman olarak öldür ve beni salih kullarına kat..*
Yusuf (a.s)
* Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Ben zalimlerden idim *
duası da Yunusın (a.s) duasıdır.

Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir. (Mümin Suresi, 60

(Allah’ın dışındaki güçlerden, insanlardan yardım dilemek bir ibadet
halini alıyorsa bu şirktir. Biz bu şirkten hergün beş vakit namazda
Allah’a sığınmakta ve ortak koşmamaya söz vermekteyiz
“Yanlız sana kulluk ederiz ve yanlız senden yardım (istiâne) dileriz
 Ben günahkarım tövbekarım yüce Rabbim
Sen Halık isminle beni yarattın en şerefli konuma getirdin
Semi isminle herşeyi işiten, Basir isminle herşeyi gören
Alim isminle herşeyi bilen Rabbimsin
Ama ben bunlara rağmen bile bile anlamına ermeden
Günah deryasında nefsime uydum
Bugünümü yaşadım ahiretimi düşünmeden
Şimdi görüyorum ki boşa geçmiş onca zaman
Bana birşey vermediği gibi sadece almış
Ve ben şimdi pişmanım nedamet içindeyim
Senden bağışlanmak istiyorum
Çünkü Sen Afuvv ve Gafur'sun
Nasuh tövbesi ile yüce makamından
Af ve mağfiretimi talep ediyorum
Gerekli işlemlerin yapılmasını ağlayarak
Tövbe ederek saygılarımla arz ediyorum

 

  BENİM DE GÖZÜMÜN YAŞINI SİLER MİSİN?
Ey Resul !!!
Ey; gözlerinde cenneti saklayan, ayağını bastığı yerler cennet kokan nebi!
Ey; Yaradan'ın en güzel eseri! "Sen olmasaydın, sen olmasaydınalemleri yaratmazdım!" dediği! Var oluşunun şerefine, bütün varlığı hediye ettiği!
Ey; insanoğlunun ufku -en güzel insan Allah'ın sevgilisi, kainatın gözbebeği!
Ey; rahmetel li'l-alemin!

Sen den şefaat dilenen biçarelerin en sefiliyim, desem şefaat eder misin?
Ey; kupkuru çölleri cennete çeviren gül!
Ey; gönlünden gül dökülen resul!
Küçük kız çocuğunun elinden tutup da giden, kuşu ölen çocuğa başsağlığı dileyen Gözlerinden yaş dökülen devenin gözyaşlarını silen resul!
Benim de gözümün yaşını siler misin?
Küçük kız çocuğunun tuttuğu gibi tutsam elinden; yüreğimden binlerce kuş uçtu, bin'i de öldü desem Bana cennet kuşlarından bir kuş bahseder misin?
Ey; İslam'ın peygamberi! Sevda ikliminin, en güzel mevsiminin En güzel çiçeği! Ama mahzun, ama kederli
Daima düşüncede, daima hüzün içinde ömründe, bir defa bile, kahkahayla gülmemiş Gül yüzlü, güler yüzlü sevgili!
Gözlerimi yumsam ve hülyana dalsam O gül kokulu gülüşün ile, benim de gözlerimin içine güler misin?

Bir kerecik olsun seni düşünerek başımı koyduğum olmuşsa yastığıma, tutunduğum olmuşsa sana ve senin sevdana işte onun, işte onun hatrına!
Ey; gözünü sevdiğim, özünü sevdiğim, sözünü sevdiğim!
Ey; gönlümün sultanı efendim! Ümidim, muradım, kurtarıcım, müjdecim
Seninle Kevser havuzunun başında buluşabilecek miyim? Desem bulunduğun yerden, yüreğime bir damla su serper misin?

Seni sevsem! Çok, çok sevsem! Öyle çok sevsem ki; sen koksa özüm, yüreğim Sen koksa nazım, edam Gönlüm sen dolsa, benim her şeyim sen olsan!
Ali'n, Fatıma'n gibi olsam! Seni, onlar gibi seviyor olsam Sen de; beni, onları sevdiğin gibi sever misin?

Ey; bize bizden daha ziyade merhamet eden! "Ümmetim, ümmetim!" diyerek, üstümüze titreyen!
Ey; en ziyade muhtacımız, en çok isteyenimiz! Bizi, Hak'tan dileyenimiz!
Sen, umanı umutsuzluğa düşürmezsin! Sen, senden isteyeni geri çevirmezsin!
Senden, senin rahmetini dilesem Ey; âlemlere rahmet olsun diye gönderilen, bana da rahmet eder misin?

Ey; Rahim! Ve ey; Kerim!
Asr-ı saadet'ten değilim! Kokladığın gül, soluduğun hava, yediğin hurma, içtiğin süt, okşadığın kuzu, bindiğin deve, avuçladığın kum dahi değilim! Bir kez olsun, yüzüne yüz sürmedim!

Lakin; ben, senin"Kardeşlerim!" dediğindenim! Ve sana ve Sünnetine revan olmak isteyenlerdenim! Ve lakin daha hala sevgili

Veysel Karani'nin tırnağının ucu misali bİle değilim, desem Bana da hırkandan gönderir misin?
Bir gecede yüreğime, bir nur olup düşer misin?

Sevgili Peygamberim! Rabbim; sana ve, senin al ve ashabına
ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları sayısınca salat, selam ve bereketler ihsan eylesin;

 

 EY RABBİM!
Girecegim yere durustlukle girmemi sagla; cikacagim yerden dedurustlukle cikmami sagla. Bana tarafindan, hakkiyla yardim edici bir kuvvet ver.Ey Rabbim!Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdigin nimete sukretmeyeve hosnut olacagin iyi isler yapmaya muvaffak kil. Rahmetinle, beni iyi kullarin arasina kat.Benim icin de zurriyetim icin de iyiligi devam ettir. Ben sana dondum.Ve elbette ki ben muslumanlardanim.Ey Rabbim!Beni, ana-babami, iman etmis olarak evime girenleri,iman eden erkekleri ve iman eden kadinlari bagisla, zalimlerin de ancak helakini arttir.Ey Rabbimiz!Bize dunyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabindan koru!Ey Rabbimiz!Uzerimize sabir yagdir. Bize cesaret ver ki tutunalim.Kafir kavme karsi bize yardim et.Ey Rabbimiz! Unutursak veya hataya dusersek bizi sorumlu tutma.Ey Rabbimiz!Bizden oncekilere yukledigin gibi bize de agir bir yuk yukleme.Ey Rabbimiz!Bize gucumuzun yetmedigi isler de yukleme! Bizi affet! Bizi bagisla! Bize  aci!Sen bizim Mevla'mizsin. Kafirler topluluguna karsi bize yardim et!Ey Rabbimiz!Bizi dogru yola ilettikten sonra kalplerimizi egriltme.Bize tarafindan rahmet bagisla. Lutfu en bol olan sensin.Ey Rabbimiz!Iman ettik; bizim gunahlarimizi bagisla, bizi ates azabindan koru!Ey Rabbimiz!Indirdigine inandik ve Peygamber'e uyduk.Bizi (birligini ve peygamberlerini tasdik eden) sahitlerden yaz.Ey Rabbimiz!Gunahlarimizi ve isimizdeki taskinligimizi bagisla; ayaklarimizi (yolunda) sabit kil;kafirler topluluguna karsi bizi muzaffer kil!Ey Rabbimiz!Gercek su ki biz, "Rabbinize inanin!" diye imana cagiran bir davetciyi(Peygamber'i, Kur'an'i) isittik,hemen iman ettik.Artik bizim gunahlarimizi bagisla, kotuluklerimizi ort, ruhumuzu iyilerle beraber al.Ey Rabbimiz!Bize, peygamberlerin vasitasiyla vadettiklerini de ikram etve kiyamet gununde bizi rezil-rusvay etme;suphesiz sen vaadinden caymazsin!Ey Rabbimiz!Iman ettik, bizi (hakka) sahit olanlarla beraber yaz.Ey Rabbimiz!Biz kendimize zulmettik. Eger bizi bagislamaz ve bize acimazsanmutlaka ziyana ugrayanlardan oluruz.Ey Rabbimiz! Bize gozumuzu aydinlatacak esler ve zurriyetler bagislave bizi takva sahiplerine onder kil!Ey Rabbimiz!Senin rahmet ve ilmin her seyi kusatmistir. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bagisla,onlari cehennem azabindan koru!Ey Rabbimiz!Onlari da,onlarin atalarindan, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanlari dakendilerine vadettigin Adn cennetlerine koy.Suphesiz azizve hakim olan sensin!Ey Rabbimiz!Ancak sana dayandik, sana yoneldik.Donus de ancak sanadir.Rabbimiz!Bizi ve bizden once gelip gecmis imanli kardeslerimizi bagisla;kalplerimizde, iman edenlere karsi hicbir kin birakma!Rabbimiz!suphesiz ki sen cok sefkatli, cok merhametlisin!Ey Rabbimiz!Nurumuzu bizim icin tamamla, bizi bagislcunku sen her seye kadirsin,Rabbimiz!Bizi, inkar edenler icin deneme konusu kilma, bizi bagisla!

Ey Rabbimiz! Yegane galip ve hikmet sahibi, ancak sensin.
(Amin!)


 

Kumeyl Duası (Ey Rabbim)Kumeyl Duası (Ey Rabbim) 

Allahım! Nice ümit ve emellerimi gerçekleştirdin, onca beklenti ve taleplerime cevap verdin.. beni kaç kere sevdiğin ve hoşnut olduğun işlere muvaffak eyledin.. hastalıklarıma şifa lutfettin.. hasımlarının ellerine ve dillerine düşürmedin. Ey bu lütf u ihsanlarda bulunmasa bile, Zatı itibarıyla bütün hamd ve senâlar hakkı olan Meşkûr u Mahmud, şükürler olsun Sana. Allahım, i’tikad, söz ve amel bakımından şanına lâyık olmayan her türlü kusurdan Zatını yüce tutma ve Sana layık olan sıfatları da isbat etme adına dile getirilen sözlerin en güzelleriyle, renk renk, desen desen tesbîh ü takdîs ifadeleriyle Seni anmak istiyorum. Sırf Senin hoşnutluğunu gözeterek ve rızana ermiş bir kul olma ümidi besleyerek Seni tesbîh ü takdîs etmeyi arzuluyorum. Bu talebimi gerçekleştirmeyi nasip eyle Allahım; beni bu devletten mahrum kılma, rahmetine açılan ellerimi boş koyma. Bu bendeni, hatalarını itiraf edip pişmanlıkla kıvranan, herhangi bir inhiraftan sonra yeniden toparlanıp dergâhına yönelen, büyük-küçük her gaflet karşısında himmet ka-nat-larını açıp Senin inâyetine sığınan “tevvâbîn” unvanlı kullarının arasına kat. Bu perişan kulunu bilhassa seher vakitlerinde istiğfara sarılarak Senin mağfiretini dileyen Hak erlerinin safına dâhil et; günahlardan, ayıplardan, isyanlardan, kusurlardan, düşünce kaymalarından ve zihin kirlenmelerinden muhafaza buyur. Ey kendisinden istekte bulunulanların en cömerdi ve ey talepleri yerine getirenlerin en hayırlısı Yüce Rabbim! Bilerek ya da bilmeyerek işlediğim günahlardan dolayı beni yarlığamanı ve hususi himayene, ilahî riâyetine almanı diliyorum. Sana karşı her an kulluk şuuruyla yaşayabilmenin kapısını ve ihsan sırrını bu nâçar kulun için de aç; bu çaresiz bendeni de peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin ve sâir sâlih kulların yoluna hidayet eyle. Amin!

 

Ey ululuğu ve azametiyle beraber bize bizden daha yakın bulunan yüceler yücesi Rab! Talep ettiğimiz şeylerin biricik sahibi Sensin; her zaman acz u fakr ve ihtiyaçlarımızın ibresi de Seni gösteriyor; hâl böyle olunca biz başka hangi kapıya yönelebiliriz ki.! Bilerek ve bilmeyerek işlediğimiz hadd ü hesaba gelmeyecek kadar hata ve günahlardan dolayı Senden cüdâ düştük. Bu acınacak hâlimizi Sana arzediyor ve yakınlığını diliyoruz. Diliyoruz Rabbimiz zira biliyoruz ki, Senin lütf u keremin sadece mukarrebîne has değildir; bilakis Sen şayet dilersen bizler gibi isyan vadilerinde dolaşan kullarına da ihsanda bulunur ve nimetlerini sağanak sağanak yağdırırsın. Yağdırırsın zira rahmeti her zaman gazabının önünde olan Rahman ve sevdiği kullarını, zâlimlerin, fâcirlerin, fâsıkların, münafıkların ve mülhidlerin acımasızlığına asla terketmeyen Rahîm Sensin! Ey selamet ve esenliğin kaynağı, biricik mel-cei-miz, yegâne Rabbimiz! Biz mücrim kullarını bütün yaramaz ve uygunsuz düşünce ve davranış-lardan sıyanet buyur.. top-yekün bela ve musibetlerden koru.. dünyada da, âhirette de utanç verici, yüz kızartıcı, rezil rüsvâ edici hâllere düşmekten muhafaza et! Ya Mevlânâ ve ya İlâ-henâ! Biliyor ve inanıyoruz ki, Sen, kullarının ibadet ü tâatına asla ve kat’a muhtaç olmadığın gibi, onların işlediği masiyetler de Senin ululuğuna asla zarar veremez. Ne olur, bahtına düştük, kasden ya da min gayr-i kasdin, içine düştüğümüz kusurlardan dolayı bizi muâheze etme! İhlas-ı tâmma mazhar olmuş kullarının arasına bizi de al ve ibadetlerimizin riya ve süm’a gibi virüslerle kirlenmesine izin verme!

 

Kudretine ve merhametine hudut olmayan ululardan ulu Rabbimiz! Ömürleri vefa ettikçe dergâhının bendeleri olarak kalmaya, tâ elest bezminde söz vermiş yolunun bu yolcularını, bütün şek ve şüphelerden kurtulup imanî hiçbir meselede herhangi bir tereddüt ve kuşkuya düşmeyecek ölçüde tam bir yâkîn ile ve Sana sonsuz itimat ve güvene vesile olabilecek kıvamda hakiki bir tevekkülle donatmanı diliyoruz. Si-malarımızı ve dünyanın dört bir bucağındaki kadın-erkek bütün kardeşlerimizin, sevenlerimizin, sevdiklerimizin nâsiyelerini esmâ-i hüsnanın ve sıfât-ı sübhaniyenin nurlarıyla tenvîr buyur ve pırıl pırıl hâle getir.. hepimizin üzerine marifet tecellîlerini yağmurun semadan inmesi gibi sağanak sağanak indir.. sürpriz nimetlerinle bizi de sevindir, ey sınırsız ikramlarıyla bütün varlığı donatan Atûf ve ey her zaman ilahî rahmetiyle muamele edip mahlukâtın bağrına da şefkat hissi dolduran Raûf! Yüce Mevlâmız! Bizi ulu dergâhından göndereceğin gaybî zırhla öyle donat ki, Senin masum kullarına adavet beslemeyi bir meslek hâline getiren amansız ve emansızların elleri bize uzanamasın! Şayet, nefislerine zulmederek kendilerini kin, haset, düşmanlık ve zulüm gibi çirkin ve kaba sıfatların mahbusu hâline getirmiş o tali’sizlerin hidayetini murad buyuruyorsan en kısa zamanda onların kalblerini de İslâm, Kur’ân ve iman istikametinde yumuşat! Yok eğer ıslahları kâbil değilse, kalbleri de hakka, hakikate bütün bütün kapanmış ve kapkara hâle gelmişse, ellerine kelepçeler, ayaklarına da prangalar vur.. çirkin ve menfur emellerine ulaşmalarına asla fırsat verme! Habibinin ve ashabının yalvardığı gibi biz de yalvarıyoruz: Ne olur, bu âciz ve korunup kollanmaya muhtaç kullarını, mülhitlerin tecavüzünden, münafıkların şerrinden, fasıkların fitnesiden sıyanet buyur!

 

 

Ey bütün mevcû-dâtın yaratıcısı ve yaşatıcısı olan Yüce Allahımız! Sen Zât-ı Ecell-i A’lâsına hiçbir arazın ârız olamadığı, gücünü, kuvvetini hiçbir çerçevenin kuşatamadığı ve hiçbir beyanın Kendisini hakkıyla ifade edemediği yegâne Zâtsın! Bütün âleme yerleştirdiği alâmetlerle seyyarelerden zerrele-re kadar topyekün mahlûkat tarafından eksiksiz bilinip tanınan ve varlığı kendinden olan Mevcûd-u Hakîkî de yine Sensin! Hiçbir delil ve hiçbir burhan mevcudiyetini ispata kâfî gelemez. Varlığını, kullarının kalblerine yerleştirdiğin imanla duyuran ve varlık âlemindeki her şeyden daha ayan olan Sensin! Biz, Senin kapıkulların, varlığımızı Sana borçlu olduğumuz gibi, onun devamı da yine Senin devam ettirmenle mümkün olmaktadır. İşte bu hislerle Sana yöneliyor, Sana tevekkül ediyor, kudretinin azametine, ilminin ihatasına, iradenin şümûlüne, sem’ ve basarının da nüfûzuna dayanarak, bize de vahdaniyetinin esrarını duyurmanı istirham ediyoruz. Ruhlarımızı sıfât-ı sübhaniyenin tecellîleri ile pırıl pırıl hâle getir ve kalblerimizi marifetinin nurları ile bütün kirlerden, paslardan ve ahlâk-ı zemîmeden temizle!

 

 

Ya Rabbe’l-âlemîn ve ya Ekrame’l-ekramîn ve ya Erhame’r-râhimîn! Ey engin rahmet ve merhamet sahibi Rahman ü Rahîm Rabbimiz! Senden başka dertlerimize derman olabilecek, hastalıklarımıza şifa verebilecek, keder ve tasalarımızı izale buyurup kalblerimizi imar edebilecek bir güç ve kuvvet yoktur. İstirham ediyor, el açıp dileniyoruz; içimizi Senin hoşnutluğuna zıt bütün şâibelerden ve ağyar düşüncesinden temizle.. ne kalbimizde ne de dilimizde, küçük ya da büyük, iddia kokan hiçbir duygu ve düşünce bırakma.. bütün latîfelerimizi nezdinden lutfedeceğin esintilerle lebâleb doldur.. bizim gibi kendi uzaklığının vadilerinde âvâre dolaşanlara kurbet yamaçlarında tenezzüh etme imkanları ihsan et.. bahşettiğin nimetlerin lezzetlerini vicdanlarımıza duyur ve içimizdeki şükür hislerini coştur.. zâhirimizi, bâtınımızı, Senin yüce huzurundan uzaklaşmamıza ve Senden uzaklığın karanlık çukurlarına düşmemize sebep olabilecek her türlü isten, pastan, kirden ve sisten arındır! Ya İlâhenâ ve ya Mevlânâ! Gönüllerimize rubûbiyetinin esrarını duyur.. ulûhiyetinin gizli enginlik ve derinliklerini anlamamıza vesile olabilecek bir idrak ufkuyla bizleri ma’mûr kıl.. sıfât-ı sübhâniyenden akıp gelen tecellî hazînelerine basar ve basîretlerimizi aç ve esmâ-i hüsnânın hakîkatleriyle marifet ufkumuzu genişlet, ey ezelî ihsan ve nâmütenahî lütuf sahibi Rabbimiz!

 

 

Ya Rabbe’l-âle mîn ve ya Erhame’r-râhimîn! Yüce nezdinden göndereceğin bir nurla simalarımızı pırıl pırıl hâle getir.. sadrımızı, sinemizi, kâmil imana, tastamam ihsana aç ve bizi, sevip razı olduğun amelleri işlemeye muvaffak kıl! Ya İlahenâ ve ya Mev lânâ! İhlasa erdirdiğin ve nezdinde mak bûliyet payesiyle şereflendirdiğin kullarının kalblerindeki kilitleri çözdüğün gibi bizim kalbimizin kapılarını da Senin marifetine ve muhabbetine aç.. sinelerimizde paslanmaya yüz tutmuş kilitleri çöz.. bizi kapının eşiğine yüz sürmekten mahrum etme ve o ulu dergâhına yüz sürüp bir dilekte bulunduktan sonra da talebimizi reddetmek suretiyle bizi cezalandırma! Ya Rab! Sana sığınıyor, isteyeceğimizi sadece Senden istiyor ve yalnızca Sana teveccühte bulunuyoruz. Sen de biliyorsun ki, başka bir şey değil, Senden sadece Seni istiyoruz. Zaten Rab olarak da birtek Senden razı olabiliriz. Ne olur, bahtına düştük, bizi cismaniyetin ve bedene kulluğun derekelerinden, alt basamaklarından, kalbin, ruhun ve sırrın derecelerine, üst basamaklarına çıkar. Çıkaracağına inancımız da tamdır, zira bizi ve işlerimizi koruyup kollayan yegâne Zat Sensin. Biz dostluğun gereklerini ortaya koyamasak, ahdimize sadık ve vefalı olamasak da Sen bizi ümit ettiğimiz hususlarda haybet ve hüsrana uğratma!

 

 

Ey hem kudretine hem de merhametine hudut olmayan biricik Rabbimiz! Senden nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin mukaddes bir ruhla sinelerimizi tertemiz hâle getirmeni, basiretlerimizi keskinleştirmeni ve aradaki perdeleri kaldırarak mükaşefe yollarını bizim için de açmanı diliyoruz. Ne olur, Senin büyüklüğüne layık feth-i mübînleri bizim için de müyesser kıl ve yüce katından lütuf buyuracağın ilm-i ledün ve rahmanî tecellîlerle bizim kalb kâselerimizi de doldur! Ey sevip hoşnut olduğu kullarını her zaman koruyup kollayan Sultanlar Sultanı! Senin hıfz u inayetinden başka sığınacak melce’ ve dayanağı olmayan bu zayıf ve garip kullarını da, önümüzden ve arkamızdan gelebilecek tehlikelerden sıyanet buyur; buyur ki Senin saîd kullarından olalım ve şekavet derelerine düşmekten kurtulalım. Ey zikrinden âciz olduğumuz biricik Mezkûr ve şükrüne tâkat getiremediğimiz yegâne Meşkûr! Bize Seni anma hususunda bir an bile fütur getirmeyecek diller, muradını anlamaya muktedir gönüller, sağanak sağanak gönderdiğin nimetlerine karşı hamd ve şükür duygusuyla gerilmiş zihinler ver.. sinelerimizi ilmine muvafık bilgi ve hikmet damlacıklarıyla doldur.. günahlarımızı yarlığa.. bizi, kadın erkek bütün kardeşlerimizi, Habîbinin yolunda yol arkadaşlığı yaptığımız dostlarımızı ve yine sırf Senin hoşnutluğun için birbirimizi sevdiğimiz kardeşlerimizi gönüllerde birer yâd-ı cemîl hâline getir ve hepimizi Naîm cennetlerinin vârisleri kıl!

Ya Rabbena ve Ya İlahena! İçler acısı hâlimize merhamet buyurup bize de re’fet ve lütufla muamelede bulunmanı ümid ediyor ve diliyoruz. Sana iman etmiş insanlar olmanın izzetini bizim gönüllerimize de duyur! İçine düştüğümüz bir kısım yakışıksız fiillerden dolayı bizi muâheze etmemen ve taksîratımızdan dolayı cezalandırmaman evvel-âhir niyazımızdır. Sen dilediğini yapmaya muktedir yegâne Zât, biz ise Senin bir kısım günahkar kullarınız; ne olur, cismaniyetin ve hayvaniyetin kirlerinden bizleri de arındır ve sâlih kullarını hususî inayet ve sıyanetinle nasıl te’yîd buyurmuşsan bizi de öyle tutup destekle! Nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin fevkalade ve sürpriz tecellilerle ölmeye yüz tutmuş kalblerimizi ve sönmek üzere olan ruhlarımızı ihya buyur.. maddî-manevî hastalıklarımıza şifa ihsan et.. sinelerimizi paklaştır, gönüllerimizi pür nur eyle.. hâlimizi salaha erdir; hem öyle erdir ki, ey biricik Mevlamız ve biricik Seyyidimiz, içimizde sadece sâlih düşünceler kalsın ve kalblerimiz fâsit bütün mülahazalardan, hatta onların kırıntılarından bile sıyrılsın! Rabbimiz! Yüce katından öyle bir rida ile biz muhtaç ve müştak kullarını giydir ki, şeytanların ve durma dinlenme bilmeden hep kötülüğü emredip duran nefs-i emmarenin zararlarından emin olabilelim!

 

Allahım! Bütün eşyadan önce var olan Evvel Sensin; Senden önce hiçbir şey yoktu. Her şey göçüp gittikten sonra bâ-kî kalacak Âhir Sensin; Senden sonra hiçbir şey kalmayacaktır. Sayısız açık delillerle varlığı meydanda olan Zâhir Sensin; Senden ayan hiçbir nesne olamaz. Varlığının keyfiyeti gözlerden ve idrakten uzak olan Bâtın da yine Sensin; Senden başka hiçbir şey bizzat mevcut değildir. Allahım! Seninle aramıza –göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa– hiçbir engelin girmesine fırsat verme ve bizi hiçbir zaman huzurundan kovma! Bize –bizim istihkakımıza göre değil de– Senin keremine yakışır bir şekilde muamelede bulun. Ne olur, işlediğimiz günahlardan dolayı bizi azaba uğratma! Ya Rab! Bu muhtaç ve müştak kullarına muhabbetinin halavetini tattır da, sinelerimiz inşiraha ersin.. marifetinin nurlarıyla zâhir-bâtın bütün latîfelerimizi öyle aydınlat ki, kalblerimiz bir kez daha hayat bulsun.. gönüllerimizi esmâ-i hüsnânın ve sıfât-ı sübhâniyenin ziyasıyla tenvir buyur ve bizi Yüce Nebi’nin sünnetini ihya edebileceğimiz kıvamda faydalı bir ilimle rızıklandır! Rabbimiz! Bütün bunlara mazhar olabilmek için Senin rahmet ve merhametine iltica ediyor; havl ve kuvvetine sığınıyoruz.. Sana, Senin yüce dinine ve sevgili kullarına karşı kin ve gayzla köpürüp duran insafsız ve vicdansızları da yine Sana havale ediyoruz!

 

Rabbimiz! Senin fikr ü zikrinden uzaklaştıracak ne kadar meşguliyet varsa onların hepsinden bizi uzak tut.. bu acz ü fakr içindeki kullarını hiçkimseye muhtaç olmayacağımız, başka hiçbir kapının önünde el açmak sefaletine düşmeyeceğimiz ölçüde fevkaladeden lütuflarınla zenginleştir; zenginleştir Ya Rab, zira gerçekte veren yalnız Sensin, biz ise Senin kapının önünde bir “nigâh-ı âşina” bekleyip duran kapıkullarınız. Merhameti sonsuz yü-ce Rabbimiz! Sinelerimize inşirah salmanı, yolumuzu, peygamberan-ı izamın, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin yolu eylemini istirham ediyoruz. Sen her şeye gücü yeten, her istediğini gerçekleştiren ve yakarışlara mukabelede bulunmak şanına çok yakışan yegâne Zatsın; ne olur, bizim dualarımıza da icabet eyle ve sağımızdan-solumuzdan, önümüzden-arkamızdan, üstümüzden-altımızdan gelebilecek bütün tehlikelerden ve Senin azabına uğramaktan; aynı zamanda bunların hasıl edeceği korku, gam ve kederden de sıyanet buyur! Ey isteyenlere cevap veren ve dua dua yalvaranların dualarını kabul buyuran Yüceler Yücesi Rab! Bizim niyazlarımızı da kabul buyur.. kinle, nefretle oturup kalkan ve hep düşmanlık duygularıyla köpüren imansız ve amansızlara karşı yardımcımız ol.. üzerimizden sekine bulutlarını hiç eksik etme, etme ki, Senden başka kimseye karşı hiçbir korkumuz, hiçkimseden de en küçük bir beklentimiz kalmasın!

 

Ey her zaman kullarına rahmet ve merhametiyle muamele eden Yüce Allahımız! Senden bu düşkün kullarına da merhamet edip, onları iman-ı kâmil ve marifet-i tâmme ile donatmanı diliyoruz. Sinelerimizde, Senin azamet ve ululuğunun hakkı olan hürmete kaynak teşkil edebilecek mehâbet, me-hâfet ve vuslata karşı şevk ü iştiyak hislerini uyaracak yegâne Zat Sensin! Ne olur, bu lütuflarından bizi mahrum bırakma! Bizleri razı ve hoşnut olacağın amellere muvaffak kıl.. taklide takılmayarak kendi iman binasını kendi cehd ü gayretiyle ikame eden, bu imanın tabiî neticesi olarak da yaptıklarını hep arızasız ve kusursuz olarak yerine getiren ve haklarında yerde-gökte ‘vüdd’/sevgi vaz’ettiğin kullarından eyle.. sadakatı, ihlâsı, Hak huzurunda hep hürmet içinde iki büklüm olup mütevazi durmayı yani hudû ve huşûu da fıtratlarımızın bir yanı hâline getir! Ya Rab! Sen hak kelâmında ifade buyuruyorsun ki: “(Kullarım!) Bana dua edin, ben de o dualarınıza cevap vereyim!” İşte kapıkulların olarak huzurundayız ve Sana teveccüh ediyor, hakkımızda vereceğin hükmünü bekliyoruz. Ne olur, bahtına düştük, dualarımızı kabul etmemek suretiyle bizi haybete dûçar kalan zavallılardan eyleme; eyleme ve Yüce Kitabında vaadde bulunduğun gibi dualarımıza icabet eyle!

 

 

Kerem ve cömertliğine hudut olmayan yüce Allahımız! Senden, lütuf sağanağınla bizleri de sırılsıklam hâle getirmeni.. kullarının kalblerini bizim Sana iman ve teslimiyetten nebeân eden duygu ve düşüncemize yönlendirmeni.. biz zayıf ve muhtaç kullarını muhafaza ve himayen altına almanı.. Hayy ve Muhyî ism-i celîllerinden gelen nurlarla, ölmeye yüz tutmuş gönüllerimize hayat üflemeni.. nezd-i ulûhiyetinden ekstra bir armağan olarak göndereceğin ilm-i ledün ile bilip duyma, duyup tanıma ve marifet ufkumuzu genişletmeni.. Senin nâm-ı celîlini dünyadaki her yüreğe duyurma istikametinde didinip duran kullarına rahmetinle muamelede bulunarak açılım üstüne açılımlar nasip etmeni ve kerem kapını bizler için de ardına kadar açmanı diliyoruz. Rabbimiz! Bahtına düştük; ne olur, hep düşe-kalka sendeleyerek yürüyen ve ruhları itibariyle bir paçavraya dönüşme tehlikesiyle her zaman karşı karşıya bulunan bu mücrim kullarını takva elbisesi, ihsan urbası, muhabbet ve kurb tacıyla zinetlendir! Sana müştak kullarının başka her şeye kapandıkları gibi, Sen de bizim dışımızı ve içimizi, Cânân mülahazası dışındaki bütün fiil, duygu, düşünce ve hayallerden tecrîd eyle! Sevmediğin ve razı olmadığın ne kadar şey varsa, onların hepsinin dar mahpeslerinden bizleri kurtar!

Ey bilinmesi gerektiği ölçüde bilmekten fersah fersah uzak bulunduğumuz yüce Rabbimiz! Bizi marifet denizinin derinliklerine daldır; daldır ki, kalblerimiz saffet bulsun, yolumuzun sonu da vuslat olsun! Bizi nurunla rızıklandır.. şek ve şüphenin karanlık vadilerinden uzaklaştır.. zahirimizi ve batınımızı ilahî inayetinle te’yîd buyur ve bizi cismaniyetinin altında kalıp da ezilenlerin elîm akıbetine maruz bırakma! Ey kullarının dualarına her zaman mukabelede bulunan yüceler yücesi Rab! Bizim dualarımızı da kabul et.. bizi dünyada da, ukbada da kaybedenlerden eyleme.. her türlü bela ve musibetlerden sıyanet buyur ve umduklarımızın ötesinde sürpriz lütuflarınla sevindir!

 

 

Ey her şeyin zimamı yed-i kudretinde bulunan Yüce Rabbimiz! Biz zayıf ve âciz kullarını, olmuş ya da olması muhtemel her türlü tehlikeli durumdan ve Senin sevip razı olmadığın bütün hâllerden, fikir sapmalarından ve düşünce inhiraflarından muhafaza buyur.. ululuğunun nurunu insî, cinnî şeytanların ve durmadan kötülüğü salık veren nefs-i emmarenin şerleriyle bizim aramızda perde yap! Rabbimiz! Bütün gü-nahlardan ve o günahlara götüren yollara düş-mekten yine Senin rahmet ve inayet iklimine sığınıyoruz. Münezzeh ve mualla yakınlığını lutfederek payeler üstü payelere erdirdiğin kurbet kahramanlarına hatırlattığın hakikatleri, hata, günah ve isyan mülahazaları zihinlerimize hücum etmeden önce, bize de hatırlat ve sakındırıp menettiğin ne varsa hepsini bize çirkin göster; onların yalancı tatlarını kalblerimizden izale buyur!

 

Ey her iş Kendisinde başlayıp yine kendisinde biten.. ey Kendisinden başka mabud ve hakikî maksud bulunmayan ve kainatın bütün unsurları bir ve tek olduğuna apaçık delalet eden Yüce Rabbimiz! Senden iman-ı kâmil, yakin-i tâm, ihlâs-ı etemm, tevbe-i nasûh, bütün günahlardan bağışlanma, vuslat yollarını açacak bir marifet ufku ve zahir ve batın duygularımızı aydınlatacak genişlikte bir nur istiyoruz. Sana başkaldırma ma-nasına gelen her türlü isyandan, günahtan ve Senin, sevip hoşnut olmadığın çirkin durumların kirletici atmosferinden bizi kurtarmanı diliyoruz. İzin ve müsadesi olmadan hiçbir güç, kuvvet ve hareketin meydana gelemeyeceği Yüceler Yücesi! Sonsuz güç ve kudretin yüzü suyu hürmetine bize vadettiğin hayırların nüzûlünü yine Senden bekliyoruz. İnzar ettiğin bütün şerleri de yine Senin o sonsuz kudretine dayanarak savmaya çalışıyoruz. Ey nihayetsiz merhamet sahibi Rahman, ne olur, bizi muhafaza, görüp gözetme ve koruma atmosferine al; hıfzının, sıyanetinin seralarıyla çepeçevre kuşat

 

Rabbimiz! Bizim kalblerimizi ve cihanın dört bir bucağındaki bütün kullarının kalblerini imana, yakine, İslâm’a ve ihsana açmanı diliyoruz. Gökte ve yerdeki kulların arasında bizim için vüdd (hüsn-ü kabul) halket.. Senin yüce dinine hizmet etme mülahazalarıyla çıktığımız bu yolda işlerimizi kolaylaştır, umduklarımıza nail eyle ve üzerimize düşen vazifeleri yüzümüzün akıyla yerine getirmeyi nasip et. Ey her zaman gizli ve sürpriz nimetleriyle bizleri lütuf sağanakları altında sırılsıklam hâle getiren yüce Mevlamız! Bazılarını az-çok sezip korktuğumuz ve bazılarını da hiç fark edemediğimiz için endişe bile duymadığımız tehlikelerden dünyada ve âhirette bizi emin eyle.. şu kısacık fani hayatta altından kalkamayacağımız belalara maruz kalmaktan, kabrin ağır imtihanından, Cehennemin kasıp kavuran ateşinden, yüce Zatın, Rahman ve Rahim isimlerinin hakkı için bizi sıyanet buyur, ey günah ve kusurlarla âlûde kullarını çokça bağışlayan Gaffar ve ey günahkarların hata ve isyanlarını setreden Settar!

 

Merhametinin hududu olmayan yüce Rabbimiz! Senden dünya hayatımız itibariyle biz pürkusur kullarına itikatta, amelde, yemede, içmede, hâlde, sözde ve bütün davranışlarda dosdoğru olmayı nasip etmeni, âhirette de Cennetle ve sürpriz nimetlerinle sevindirmeni diliyoruz. Diliyoruz zira Sen lütuf ve ihsanda bulunmakla maruf, iyiliğini asla esirgememek ve keremini başlarımızdan aşağıya sağanak sağanak yağdırmakla da mevsufsun. Bütün işlerimizi en güzel neticelerle neticelendir.. bu muhtaç bendelerini sürpriz ve fevkalâdeden lütuflarınla sevindir.. Rahmaniyetin ve Rahimiyetinin muktezasını yerine getir de, ikramlarınla şâd olalım, ey rahmet ve şefkatiyle kâinatı okşayıp duran Raûf ve Rahîm! Allahım! Bize, kadın-erkek kardeşlerimize, arkadaşlarımıza, dostlarımıza iman ve Kur’ân yolunda hizmet etmeyi kolaylaştır, (kolaylaştır da Senin nâm-ı celîlinin ulaşmadığı hiç bir köşe-bucak kalmasın) ve bize istihkakımıza göre değil de engin merhametinin iktizasına göre muamelede bulun. Merhameti sonsuz ve gücü her şeye yeten Allahım, Sen bize yetersin; Sen her ihtiyacımıza kâfî ve vâfîsin. Kapına yönelenlerin teveccühlerinden haberdar bulunduğun gibi bizim dualarımızı da mutlaka duyar ve icabet edersin.

 

Ya Rab! Bizi Cehennem ateşinden koru ve ebediyet yurdu olan Cennetinle şereflendir.. varlığını Seni sevmeye adamış ve nezdinde sevgiye mazhar olmuş sevgililerin dostluğuyla sevindir.. Seyyidü’l-Mürselîn ve Şefîu’l-Müznibîn olan Nebiy-yi Muhterem’e komşu eyle.. Sana kavuşup, Senin cemâl-i pâkini müşahede ihsanıyla bizleri şerefyâb kıl.. Senden bize hep merhametinle muamele etmeni diliyoruz.. Biz muhtaç kapıkullarını refîk-i a’lâya al ve nimetlerinle payeler üstü payelere er(iştir)dirdiğin nebilerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin maiyyetiyle şâd eyle.

 

 

Bizi sıyanet buyur ey yegâne Koruyanımız.. dinimize ve dünyaya müteallik bütün işlerimizde insî ve cinnî şeytanların, sürekli kötülüğü emredip duran nefs-i emmarenin vereceği zararlardan, inanan kullarına karşı kalpleri kin ve nefret duygularıyla dopdolu düşmanların saldırgan davranışlarından bizi muhafaza et, ey her zaman inayetiyle bizimle beraber olan Rabbimiz.. onların tuzaklarından, komplolarından bizi ve gönlünü Senin dinine vermiş bütün inananları himaye eyle.. hile ve hud’alarını başlarına çevir ve onları mağlup bir vaziyette gerisin geriye döndür.. bilerek yahut bilmeyerek işlediğimiz hata ve günahlardan dolayı bu hak-hukuk tanımaz insafsızları başımıza musallat eyleme.. kirli emellerini gerçekleştirmelerine müsaade etme ve bize, ihsan çeşmenin tatlı bir suyu olan, “Gel ve endişe etme, çünkü sen güven içinde olanlardansın” hakikatini tattır!

 

 

 

Allahım! Şayet Senin hıfzın ve riayetin olmasaydı biz mutlaka helâk olurduk.. tenezzül buyurup da bizi nimetlerinle donatmasaydın o zaman da hüsrana uğrardık. Ey bütün eksik sıfatlardan berî, yüceler yücesi Rab! Biz kapı kulların eğer Sana itaat edebilme gibi bir paye ile müşerrefsek, bu tamamen Senin lütuf ve inayetinin eseridir. Bütün verdiklerinden dolayı minnet Sana; iman ve İslâm nimetinden dolayı hamd ve şükran da yine Sanadır. Rabbimiz! Senden, bundan sonra da her zaman yar ve yardımcımız olmanı istirham ediyor, bizi yolların en sağlam ve en şaşırtmaz olanına hidayet buyurmanı diliyoruz. Sen bizim hem velîmiz, hem de biricik vekîlimizsin. Hem ne güzel vekîlsin!

 

 

 

Rabbimiz! Ümmet-i Muhammed’in başında dönüp duran kara bulutları kaldır.. içinde bulunduğumuz elîm durumdan bizi halâs eyle.. şu âciz kullarını gam, keder, zillet, tembellik, çaresizlik ve ye’s musibetlerinden muhafaza buyur! Rabbimiz! Bizi zahir-batın nimetlerinle donat.. kurbiyetin kahramanı salih kullarını o payeyle şereflendirdiğin gibi bizi de dünya ve ukba hayatında mesud eyle.. dünyada sevip hoşnut olmadığın işlerden, âhirette de azabına ve ikabına maruz kalmaktan bizleri uzak kıl.. ebedî hayatın gerçek yurdu olan Cennetine al.. cemâlini müşahede ile lütuflandır ve Sana muhatap olma payesiyle şereflendir!

Rabbimiz! Dualarımızı kabul buyur.. âcizliğimize, zayıflığımıza, düşmüşlüğümüze ve muhtaç oluşumuza merhametinle mukabelede bulun.. (aşılmaz gibi görünen) zorlukları bizim için kolaylaştır.. gaye-i hayallerimize hakikat urbası giydir ve bizi dünyada ve âhirette utanılacak durumlara düşmekten muhafaza eyle! Rabbimiz! Kalblerimizi ve bütün kullarının kalblerini imana, İslâm’a ve Kur’ân yolunda hizmete tevcih buyur.. sineleri bize karşı düşmanlıkla köpürüp duranlara karşı yardımcımız ol ve bizi sevip hoşnut olduğun amelleri işlemeye muvaffak kıl... Bütün bunları Senden, yine Senin güzel isimlerinin hakkı için ve Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa hürmetine dileniyoruz Rabbimiz!

 

Rabbimiz! (İçimizden yükselen) şu nida mahzun ve münkesir kalblerin nidasıdır; o nidaya icabet edecek Yegâne Zat da Sensin, ey ellerini açtığında darda kalmışların duasına icabet eden! Kusurlarla âlûde olsak da, gaflet denilen illetten bir türlü kurtulamasak da işte yine Sana el açtık.. va’d-i ilahîni gerçekleştir ve dualarımıza icabet buyur.. bizi dalalete saplananların ve gazabına uğramışların mahrumiyetine dûçar kılma. Sen bizim Mevlâmızsın; teveccühünle bizleri serfiraz kılacağını ümit ediyor ve kereminle muamelede bulunacağını umuyoruz, ey rahmet dalgalarıyla kainatı kuşatan ve ey mağfiretine had-hudud olmayan!

 

Ey merhameti nihayetsiz Rabbimiz! Enginlerden daha engin rahmetin, karşı konulmaz ve önünde durulmaz kudretin hakkı için, biz nâçar kullarına, her türlü endişe, keder, bela, musibet ve zorluk karşısında çıkış yolları ve iç ferahlığı lutfet.. bizleri salih kullarının bulunduğu halkaya dâhil eyle.. bütün insî ve cinnî şeytanlara, haddini aşan zalimlere, despotlara ve kalbi hasede kilitlenmişlere karşı şu acz u fakr içindeki kullarını koruyup kolla; bizi yakınlığına kabul buyur ve sıyanetinle taltif et. Bunları Senden dileniyoruz; çünkü, her şeyin perçemini tutan ve eşya üzerinde tasarruf hakkını kudret elinde bulunduran sadece Sensin.

 

Yüce Rabbimiz! Dünyada insî ve cinnî şeytanların ve fasılasız kötülüğü emredip duran nefs-i emmarenin şerrinden; âhirette de rezil rüsvâ olup umduklarımıza nâil olamamaktan Sana ilticâ ediyoruz. Senden, Zatın, güzel isimlerin ve ulvî sıfatların hakkı için ve Efendimiz Muhammed Mustafa hürmetine, bize dünyada ve ukbada rahmetinle muamele etmeni ve teveccühünü üzerimizden hiç eksik etmemeni dileniyoruz. Dinimizi tastamam yaşamayı, yaşamaya çalışmayı bize nasip et; dünyada ve âhirette biz muhtaç kullarına bahşedeceğin nimetlerini tamamla.. nezdinden göndereceğin engin bir hikmet, faydalı bir ilim ve makbul amellerle bizleri serfiraz eyle.

 

Rabbimiz! Biz zayıf ve kusurlu kullar, nefislerimizi dizginlemekten âciz kaldık. Bizi nezdinden bahşedeceğin tam bir azm ü ikdamla ve “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah - Gerçek havl ve kuvvet sadece Allah’tandır” hazinesinden lütfedeceğin kuvvetle destekle.. nefislerimizin kirlerinden, lekelerinden arındır ve günahlarla âlûde şu kullarını şekâvete götüren yollara düşmekten muhafaza eyle.. bizi, sürekli kötülüğü emreden nefislerimizin merhametsizliğine ve insî, cinnî şeytanların acımasızlığına terk etme.. ilahî güç ve sıyanetinle te’yîd edip mâsivaya el açmaktan müstağni kıl.. işlediğimiz kötü amellerden ve kendi dar anlayışımız yüzünden teferruata dair hususları da sayıp dökerek mübalağa ettiğimiz isteklerimizden dolayı rahmetinden mahrum eyleme!

 

 

 

Ey kâinatın her köşesinde Kendisine ibadet edilen ve bütün varlığın husûsî lisanlarla Kendisini zikredip durduğu Ulu Zât! Meşguliyet sahamızı yalnızca Sana hasrettiğimiz ibadetlerimizle doldur ve daima varlığını duyurarak gönüllerimizi Sana şükür hissiyle coştur; coştur ki sadece ve sadece Sana ibadet etmiş olalım ve yalnız Senin huzurunda kullukta bulunalım. Ve bizi tevbe, evbe ve inabelerle sürekli Senin kapına rücû eden bahtyarlardan eyle! Ey yoksullara her zaman rahmet ve merhametiyle muamele eden.. ey yollara koyulmuşları rehbersiz bırakmayan.. ey şaşırmışların önüne ışıklar saçan, onlara aydın ufuklar gösteren.. ve ey korku içinde yaşayanlara emn ü eman kaynağı olan! Bize merhamet buyur; bizi sırat-ı müstakime irşad eyle ve dünyada rezil rüsvâ olmaktan, âhirette de azaba düçar kalmaktan muhafaza buyur!

 

Yüce Rabbimiz! Bilerek ya da bilmeyerek işlediğimiz günahlardan dolayı bize azap etme.. şu âciz kullarına, gazabına sebkat etmiş o engin rahmet ve fazlınla muâmele eyle.. bizi dünyevî âfet ve rezaletlerden, âhiret azabından, kalbleri fenalığa esir düşmüş kötü insanların şerlerinden, fâcir kimselerin komplolarından, düzenbazla-rın hîle ve tecavüzlerinden, bozguncuların kırıp dökmelerinden ve bütün despotların zulmünden sıyanet buyur! Ya Rabbena! Bilebildiğimiz ya da bilemediğimiz her türlü dünyevî bela ve musibete karşı bize afv u âfiyet ver.. insî ve cinnî şeytanların kötülük ve fitnelerinden ve nefs-i emmârenin zararlarından bizi koru.. önümüzden, arkamızdan, sağımızdan, solumuzdan yahut üzerimizden gelmesi muhtemel tehlikelerden ve ayaklarımızın altından tutulup yerle bir edilmekten bizi muhafaza eyle! Küfür ve dalâlete düşmekten başka her hâl için Sana hamdederiz ey Rahmân u Rahîm!

 

 

 

Ey gece karanlığı, gündüz aydınlığıyla; Kamer nuru, Şems ziyasıyla; sular şırıltısı, ağaçlar bir o yana bir bu yana sallanış larıyla kendisine daima secde eden Yüceler Yücesi Rabbimiz! Ey sevgili kullarından Nuh’u boğulmaktan kur-taran, Davud’un zellesini mağfiret buyuran, Yunus’un tasasını gideren, Eyyub’un derdine derman olan Allahımız! Ey dünyanın günah ve isyanlarına batmış olanları kurtaran, ey helâka sürüklenenleri kurtuluşa erdiren Rahmeti Sonsuz! Ey garip ve yalnızların enîs ü celîsi, kimsesizlerin kimsesi olan Mevlâmız! İşlerimizi sulh ü salâh ve felahla tanzim buyur ve biz âciz kullarını işlerimizde muvaffak eyle! Ey Aliyy (yüceler yücesi), ey Azîm (ululuk mertebelerinin en üstünü tutan), ey Halîm (günahkarları cezalandırmakta acele etmeyen) ve ey Kerîm (kerem sahibi) Yüce Yaratıcı! Bizim ihtiyaçlarımızı en iyi bilen Sen ve onları gidermeye en muktedir olan da Sensin. Zaten hiç bir iş Sana zor gelmez; her şey Senin katında kolaylardan daha kolaydır.

 

Ey yücelerden yüce Allahımız! Günlerimizin en hayırlısını Sana vâsıl olduğumuz günlerimiz, amellerimizin en hayırlısını son amellerimiz ve ömrümüzün en hayırlı zamanını da hayatımızın son ânları eyle. Ya Rabbenâ! Senden, şu dünya hayatında bizi her tarafımızdan kuşatan bir âfiyet-i tâmme ve âhirette de Senin te-veccüh-ü tâmmını istiyoruz. İstiyoruz, çünkü Sen lütuf, ihsan ve kerem sahibi bir Latîf ü Kerîmsin. Allahım! Senin kapı kulların olan bizler katiyyen inanıyor ve ümid ediyoruz ki, Sen bizimle oldukça bizler helâke maruz kalmayacak, Rabbimiz Sen isen -ki öyle olduğunda şüphe yok- kulların olan bizler kaybeden olmayacağız.

 

Ey kendisine gönülden inanan kullarını her zaman koruyup gözeten Allahım! Ben nâçar kulunu, kadın-erkek bütün kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı, dostlarımızı ve sevdiklerimizi önümüzden, arkamızdan, sağımızdan, solumuzdan (gelecek tehlike ve musibetlerden) muhafaza buyur. Ey Rabbimiz! Hakkımızda kötülük düşünenlere fırsat verme.. Sana iman etmiş masum kullarının aleyhinde entrika çevirenlerin komplolarını başlarına yık.. inananlara oyun oynamak isteyenlerin oyunlarını boz ve bize haksızlık yapıp zulmedenlere hadlerini bildir! Yüce Allahım! Bize düşmanlık yapanlara karşı Sen bizim muînimiz ol.. haddini aşıp hukumuza saldıran mütecavizlerin şerlerini üzerimizden defet.. ehl-i iman hakkında kötülük düşünen ne kadar şerîr insan varsa Sen bizi onların şerlerinden ve tuzaklarından koru.. Senin o zarar verilemeyen ve ulaşılamayan himayene bizleri de dâhil eyle.. kâfirlerin azgınlıklarını, facirlerin entrikalarını başımızdan defet.. bizleri ebedlere kadar devam edecek olan himayen altına al.. dünya ve âhiret ihtiyaçlarımızı karşıla! Ey şefkati ve merhameti varlığı bütünüyle kucaklamış Rabbimiz! Hakkında beslediğimiz hüsn ü zanlarda bizi tasdik et.. et de, biz çaresiz kullarını her türlü endişe, gam, üzüntü, keder ve sıkıntıdan halâs eyle!

 

Ey koruyup gözetenlerin en güzeli Allahımız! Bizleri her zaman korumanı ve daimî himayen altında tutmanı diliyoruz. Bizlere iman-ı kâmil, a’mâl-i saliha ve ihlâs-ı etemm lütfetmekle dinimiz ve âhiretimiz hususunda yardım et. Muttali olamadığımız endişe ve tehlikelerden bizi muhafaza eyle; karşılaştığımız hâdiselerde de bir an bile olsun bizi nefsimizle baş başa bırakma... Ey kullarının günahlara düşmesi kendisine zarar vermeyen ve mağfiret etmekle hazinelerinden hiçbir şey eksik olmayan Rabbimiz! Bizlere tükenme bilmeyen hazinelerinden çokça ihsanda bulun ve yarlığa bizi! Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize!

 

Ey gözlerin göremediği, zihinlerin, zan ve bakışların ihata edemediği Allahım! Ehl-i imana düşmanlık yapanların şerlerine karşı bizleri Senin o zarar verilemeyen, ulaşılamayan himayene dâhil et meni diliyoruz... Ey mer­hametlilerin en merhametlisi, düzenbazların entrikalarından bizi koru; kâfirlerin küstahlıklarını, fâcirlerin komplolarını ve münafıkların saldırılarını başımızdan defet. Ey her şeye yeten, koruması hiçbir himayeyle kıyaslanamayan, bütün ihtiyaçları gideren Rabbimiz, dünya ve âhiret ihtiyaçlarımızı karşıla ve her türlü sıkıntıdan bizleri halâs eyle, tasa ve kederden kurtararak gönlümüze inşirah ver. Ey merhametlilerin en merhametlisi, ey celâl ve ikram sahibi!

 

Allahım, biz günahkâr kullarız; hatalarımız her yanımızı kuşattı ve bizi çepeçevre sardı. Fakat, biz mücrim olsak da, Sen Halîm ü Rahîmsin; rahmetinin enginliğine çağıran Sen, günahkârların affına ferman çıkaran da Sensin. Kendimizi idare etmekten, nefislerimize söz geçirmekten âciz kaldık; âcizlere, fakirlere, muhtaçlara ve ihtiyaçları zaruret çizgisinde bulunanlara iltifatın türünden bizleri de teveccühlerinle sevindir. Hususiyle, şu muhtaç ve zavallı kulun ben, Abdülkadir Geylanî Efendimiz’in (kuddise sırruhû) dediği gibi diyorum; benim için bütün sebepler sukût etti; bütün kapılar yüzüme kapandı. Sen kimsesizler kimsesi ve darda kalanların yegâne melceisin. Günahlarım dağlar azametinde olsa da, Senden başka sığınak bilmiyorum; her şeyi kuşatan merhametine itimad ediyorum. Sen Berr ü Rahîmsin; sürekli iyilik edip ihsanda bulunursun, kullarına rahmetinle muamele edersin. Dergâhında dilenciyim Rabbim, kapının tutsağıyım. Kulların arasında her şeyini yitirmiş, iflas etmiş bir garibim; ama senin ihsanlarının talibiyim. Ey hilm, rahmet ve cömertlik tahtının sultanı Rabbim, ey Halîm, ey Rahîm, Ey Kerîm; hâlime acı ve bana rahmaniyetinle muamele et. Dünyada ve âhirette beni rüsvâ eyleme. Sen bana sonsuz nimetler verdin ama ben onların şükrünü eda edemedim. Beni bir dertle imtihan ettin ama ben sabırlı olamadım. Buna rağmen beni hizlana uğratmadın; sürekli hatalar içinde bocaladığımı gördüğün hâlde beni rezilliğe dûçar kılmadın. Halimi ıslah et Allahım; kalbimi nurlandır. Beni her amelinde ihlâsı gözeten, Seni seven ve Senin tarafından sevilen, Senden gelen her şeyi hoşnutlukla karşılayan ve rızana mazhar olan kullarından eyle.

 

 

Ey âcizlerin güç kaynağı, kimsesizlerin yegâne sığınağı Rabbimiz! Bize ihsan buyurduğun imkân, istidat ve kabiliyetleri, maddî-manevî nimetleri Din-i Mübîn’i hayatımıza hayat kılma ve onu herkese duyurma istikametinde kullanabilmemiz için yardımcımız ol.. nezd-i Uluhiyetinden mahz-ı fazl olarak bize inayet buyur ve şu âciz kullarını ölüm ötesinin sıkıntılarından kurtararak âhiret saadetine kavuştur ve ekstra bir lütufla biz biçare kullarına da Cemâl-i Bâkemâlini müşahede ufkunu tuttur. Ey ihsanı hem dünyayı hem de âhireti doldurup donatan Rabbimiz, gönüllerimizi Zatına karşı aşk u iştiyakla, saygı ve haşyet hisleriyle doldur; bizi dur durak bilmeden ihlâs peşinde koşan ve kalbi her zaman huşû ile meşbû olan kullarından eyle. Ey, günahlarla kirlenmiş kimseleri hemen cezalandırmayan, haddi-ni bilmezlere manevî kirlerinden arınma fır-satları veren Merhametliler Merhametlisi! Rah-mâniyetine has bir teveccüh ve nazarla bizim dua ve yakarışlarımıza da icabet buyur. Şüphesiz hepimiz boynu tasmalı, ayağı prangalı ve elleri kelepçeli kullarınız, Senin dergâhının köleleriyiz. Senden sıdk, emanet ve ismet gibi mü’min sıfatlarını hayatımız boyunca bize yâr etmeni istiyoruz. İnsî ve cinnî bütün şeytanların şerlerinden, fitlerinden, dürtülerinden ve sürekli kötülüğü dayatan, hep çirkinliklere çağıran nefsin desiselerinden, vesveselerinden, tuzaklarından hepimizi korumanı dileniyoruz.

 

 

Ey sürçüp düşenleri bağışlayarak tökezleyenlere yeniden doğrulma fırsatları veren yüce Rabbimiz! Sadece Senden yardım diliyor ve yalnızca Senden medet bekliyoruz; bize yardım et ve “imdat” çağrımıza icabet buyur. Uyku gibi beşeri ihtiyaçlardan münezzeh bulunan Zâtına has riayetinle bizi koru. Hepimizi en doğru yol olan Din-i Mübin üzere yaşamaya ve her hayırlı işimizde en isabetli şekilde davranmaya muvavvak eyle. Ey kendisine el açılıp istekte bulunulanların en cömerdi ve ey isteyenleri boş çevirmeyenlerin en hayırlısı! Nasıl bilinmeyi murad buyuruyorsan Seni öyle bileceğimiz bir marifet ufku nasip et bize, zâtî ve su-bûtî sıfatların itibarıyla Seni “bî kem ü keyf” bilme hazzını duyur vicdanlarımıza. Her şeyi doğru görüp doğru değerlendirmemiz için, nezd-i ilahinden sıfatlarının ve isimlerinin nurlarını yağdır gönüllerimize. Senin azamet, celâl ve ceberûtunu mülâhazaya almaktan bir an bile dûr olmayacak, hep saygı ve tâzimle atacak bir kalb ver bize; keşf ü ilhamın âhizesi, ilâhî varidâtın da mahzeni ve nâkilesi olacak bir lâtîfe-i rabbâniye bahşet. Her ân-ı seyyale Senin enfüsî ve âfâkî âyetlerine bakıp onları mütalaa eden bir ruh ihsan buyur. Ey herkesi ve her şeyi şefkat ve merhametiyle kuşatan Rabbimiz! Sen yegâne sığınağımızsın, Rahmâniyetine yaraşır bir muamele bekliyoruz Senden, merhamet et bize. Hakkındaki hüsn-ü zanlarımızda ve beklentilerimizde bize hayal kırıklıkları yaşatma; dünyaya ve âhirete ait ihtiyaçlarımızı gider. Marifetinle, muhabbetinle ve Sana kavuşma iştiyakıyla gönüllerimize inşirah sal; bizi vicdan genişliğine ulaştır, maiyyetinle şereflendir ve hep yanımızda bulunduğunun şuuruna erdir.

 

 

Allahım, beşeriyete ait uzaklıkları aşarak kurbet ufkuna ulaşan mukarrebîn kullarının gönülleri Senin izzet, azamet ve ululuğunun tecellileriyle dolunca, onlar iman esaslarını ve bilhassa, ima-nın kutb-u a’zamını, aksine ihtimal vermeyecek şekilde bil-diler, kabullendiler, duyup hissettiler ve varıp irfan ufkuna taht kurdular.. sonra da, artık sadece Senin münezzeh sevgine mazhar işlere yönelip hoşnut olacağın amellere koştular. Rabbim, benim kalbimi ve kadını erkeğiyle bütün kardeşlerimin gönüllerini de izzet ve celâl nurlarınla doldur. Hem öyle doldur ki; dünyanın bütün meseleleri gözümüzde küçülüversin; dünyevî süs ve zinetler nezdimizde hiçbir kıymet ifade etmesin. Ey şefkati gazabının önünde bulunan ve merhameti her şeyi kuşatan Allahım, ey Raûf, ey Rahîm Rabbim! Benim niyazıma ve benimle beraber Sana teveccüh eden kardeşlerimin yakarışlarına Zâtına has lütf u kereminin enginliğiyle mukabelede bulun; bize merhamet buyur, lütuflarını üzerimize bol bol yağdır ve bizi maddî-manevî nimetlerinden mahrum etme. Allahım, lütf u kereminden dileniyorum; beni her işimde en çabuk ve kolay başarıya, sarsılmaz bir irfan ufkuna, maddî-manevî sağlık ve âfiyete, hakiki muhabbete ve Sana kavuşma iştiyakına nâil eyle. Allahım! Kullarına karşı cömertliğin gönlümde reca hissini yeşertiyor, Sana teveccüh arzumu tetikliyor ve dergâhına koşmam için bana şevk veriyor; hata ve günahlarım ise, hemencecik merhametine sığınmama mani oluyor ve bağışlanma ümidimi kırıyor. Karamsarlığımı gider ve Beni dergâhına cezbet; ta ki, beşerî sıfâtlardan sıyrılayım, kendimi ötelerden kabarıp gelen dalgaların gel-gitlerine salayım; endişesiz, korku-suz, telâşsız ve derin bir teslimiyetle, bazen de şevk u tarâb içinde marifet deryasında Sana müteveccihen yüzüp-durayım; daha da mâsivâya dönüp bakmayayım. Ey rahmetin en latif cilvelerini gösteren, kullarına sayısız nimetler veren, gönülden tevbe eden herkesi bağışlayan ve hadd ü hesaba gelmez ihsanlarla sevindiren Allahım; ey Hannân, ey Mennân, ey Gaffâr ve ey Mün’im.. Aslında, günahlarım bile beni Senin lütufları bol kapına yönlendiriyor; hatalarım dahi beni Senin ululuğuna sığınmaya sevkediyor. Çünkü günahlarla kirlenenleri hemen cezalandırmayan ve onlara kirlerinden arınma imkânları veren sadece Sensin. Ey kendisinden dilekte bulunulanların en hayırlısı, merhametliler merhametlisi Rabbim; gönlümü Esmâ-i İlahiye ve Sıfât-ı Sübhaniye’nin nurlarıyla öyle aydınlat ki, bu sayede uluhiyetin ve rububiyetin hakkında “yakîn”e mazhar olayım.

 

 

Ey her varlığa ihsan deryasından nimetler yağdıran ve ikramı her ikram sahibinden sonsuz derece üstün olan.. ey herkesi ve her şeyi merhametle kuşatan ve kerem ü lutfundan günahkarları dahî mahrum bırakmayan Rabbim! Benim istediklerimi de ver, cömertlik ve merhametinle beni de sevindir; ikram ve rahmet yağmurların neticesinde benim emelimi de gerçekleştir. Şu âciz bendeni eli boş, ümidi kırık, zavallı ve perişan bırakma. Sadece korktuğum tehlikelerden değil, hiç sezemediğim, tahmin bile edemediğim ve dolayısıyla da endişe duymadığım musibetlerden de beni emin eyle. Evet, itiraf ediyorum Rabbim; Sen bana hep güzellikleri emir buyurdun ama ben pek çok defa isyan ettim.. Sen bana kötülükleri yasakladın ve onlardan kaçınmam hususunda beni uyardın, heyhat ki ben masiyetten uzak durma mevzuunda da istikamet üzere olamadım. İşte şimdi, perçemim ellerindedir, huzurunda boynum kıldan incedir, bütün sırlarım nezd-i ilahinde bir bir bilinmektedir; ne ki, ümidim sadece Sendedir. Şayet beni azapla cezalandırırsan, Sana kim itiraz edebilir, zira bu kul Senindir; fakat eğer bendeni bağışlarsan, bu Sana daha çok yakışır, çünkü mağfiret etmek Senin şe’nindir. Hâlim Sana ayan, söylediklerim bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklentim ise mad-dî-manevî dertlerime derman. Duama icabet buyur ey Rahîm ü Rahmân! İcabet buyur ve beni beşerî kirlerden, cismanî lekelerden, ötede utandıracak hâllerden temizle.. iç ve dış duyu organlarımı, bütün melekelerimi ve latifelerimi Zatının nurlarıyla münevver eyle.

 

 

Ey kullarına her zaman rahmet ve merhametiyle muamele eden yüce Allahım! Hakkındaki yakînimi arttır, imanımı kuvvetlendir; hâlimi ıslah eyle ve akıbetimi güzelleştir.. tökezlemelerimi azalt, sürçmelerimi bağışla ve bana yeniden doğrulup toparlanma fırsatı ver. Hatalarımı ve günahlarımı yarlığa, ihtiyaçlarımı gider ve düşkünlüğüme, zayıflığıma, âcizliğime merhamet et. Ey rahmeti sonsuz Allahım! Gönlümü Senden gelecek her şeye karşı hoşnutluk hisleriyle doldur; beni lütuflarınla, sürpriz hediyelerinle sevindir ve vicdanımı nimetlerine, ihsanlarına karşı şükür duygularıyla coştur. Rabbim! Senden sadece cömertlik ve âlicenaplık gördüm; fazl ü kereminden gayri bir şey hatırlamıyorum. Daha önce bol bol lütuf buyurduğun nimetlerini bundan sonra da devam ettir ve beni Sana kurbet kesbederek yakınlığına mazhar olmuş salih kullarının halkasına dâhil et. Ey recâ kapısının biricik sahibi.. ey bütün ümit ve beklentilerin yegâne mercii! Kusurlarla âlûde olan ve gaflet denilen illetten bir türlü kurtulamayan bu zavallı kulun, yine Sana el açıyor... Evet, ben talep ettiğim bu lütuflara ve payelere ehil değilim; fakat saygı duyulup cezasından sakınmaya lâyık olan da, günahkârların günahlarını bağışlama, şanına yaraşan da yalnız Sensin. Ne olur, beni katında makbul olan, tertemiz ve salih amellere muvaffak eyle; dönüp varacağım ve mesken tutacağım yeri güzel kılarak bendeni orada da ihsanlarınla mesrur et.

 

 

 

 

Allahım! Nice ümit ve emellerimi gerçekleştirdin, onca beklenti ve taleplerime cevap verdin.. beni kaç kere sevdiğin ve hoşnut olduğun işlere muvaffak eyledin.. hastalıklarıma şifa lutfettin.. hasımlarının ellerine ve dillerine düşürmedin. Ey bu lütf u ihsanlarda bulunmasa bile, Zatı itibarıyla bütün hamd ve senâlar hakkı olan Meşkûr u Mahmud, şükürler olsun Sana. Allahım, i’tikad, söz ve amel bakımından şanına lâyık olmayan her türlü kusurdan Zatını yüce tutma ve Sana layık olan sıfatları da isbat etme adına dile getirilen sözlerin en güzelleriyle, renk renk, desen desen tesbîh ü takdîs ifadeleriyle Seni anmak istiyorum. Sırf Senin hoşnutluğunu gözeterek ve rızana ermiş bir kul olma ümidi besleyerek Seni tesbîh ü takdîs etmeyi arzuluyorum. Bu talebimi gerçekleştirmeyi nasip eyle Allahım; beni bu devletten mahrum kılma, rahmetine açılan ellerimi boş koyma. Bu bendeni, hatalarını itiraf edip pişmanlıkla kıvranan, herhangi bir inhiraftan sonra yeniden toparlanıp dergâhına yönelen, büyük-küçük her gaflet karşısında himmet ka-nat-larını açıp Senin inâyetine sığınan “tevvâbîn” unvanlı kullarının arasına kat. Bu perişan kulunu bilhassa seher vakitlerinde istiğfara sarılarak Senin mağfiretini dileyen Hak erlerinin safına dâhil et; günahlardan, ayıplardan, isyanlardan, kusurlardan, düşünce kaymalarından ve zihin kirlenmelerinden muhafaza buyur. Ey kendisinden istekte bulunulanların en cömerdi ve ey talepleri yerine getirenlerin en hayırlısı Yüce Rabbim! Bilerek ya da bilmeyerek işlediğim günahlardan dolayı beni yarlığamanı ve hususi himayene, ilahî riâyetine almanı diliyorum. Sana karşı her an kulluk şuuruyla yaşayabilmenin kapısını ve ihsan sırrını bu nâçar kulun için de aç; bu çaresiz bendeni de peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin ve sâir sâlih kulların yoluna hidayet eyle. Amin!

 

 

 

“Ferdun, Hayyun, Kayyûmun, Hakemun, Adlun, Kuddûs” Gözler O’na erişemez. O’nun ilmi ise bütün gözleri ihata eder. (Gözlerin görmediği her şeye nüfuz eden, her şeyden haberdar olan) latîf ve habîr O’dur. Gerçekten Rabbim dilediği kimse hakkında latiftir (dilediği hususları çok güzel, pek ince bir tarzda gerçekleştirir). Şüphesiz O alîmdir, hakîmdir (her şeyi hakkıyla bilen, tam hikmet sahibidir)” Görmedin mi ki Allah gökten yağmur indirir de yer yemyeşil oluverir. Allah latiftir, habîrdir (lütfu boldur, her şeyden haberdardır). Allah kullarına büyük lütuf sahibidir. Dilediği her kulunu, bir türlü rızıklandırır. O, pek kuvvetlidir, üstün kudret sahibidir. O yarattığı mahlûkunu hiç bilmez olur mu? (İlmi her şeye nüfuz eden, her şeyden haberi olan) latîf ve habîr O’dur. Bu halde iken Allah size yer yurt nasib etti, sizi yardımıyla destekledi, sizi temiz ve helâl şeylerle rızıklandırdı, ta ki şükredesiniz. Allah kendilerinizden, insan kardeşlerinizden size eşler yarattı. Eşlerinizden size oğullar, torunlar verdi ve sizleri hoş, güzel gıdalarla besledi. Allah O yüce Rabdir ki sizi yaratır, sonra rızıklandırır, sonra tayin ettiği vâde geldiğinde sizi öldürür, sonra da diriltir. Allah o yüce Zattır ki sizin için yeryüzünü yerleşme yeri, göğü de bir kubbe yapmış;size sûret verip sûretlerinizi de güzel kılmış ve sizi helâl hoş nimetlerle rızıklandırmıştır. Gerçekten Biz Âdem evlatlarını şerefli kıldık, karada ve denizde kendilerini taşıyacak vasıtalar nasib ettik, onlara helâl ve hoş rızıklar verdik. Ölüden diri, diriden ölü çıkarırsın. Sen dilediğin kimseye sayısız rızıklar verirsin! Muhakkak ki Allah dilediğine sayısız rızıklar verir. O nesneler mi üstün yoksa mahlûkları ilkin yaratan, sonra da tekrar hayat veren ve sizi gerek gökten gerek yerden rızıklandıran mı? Söyle onlara: “Göklerden, yerden sizi rızıklandıran kimdir? (Onların cevaplarını beklemeden:) “Allah’tır” de! Ey insanlar! Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın. Düşünün; göklerden ve yerden sizi rızıklandıran Allah’tan başka bir yaratıcı mı var? Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona sıkıntıdan çıkış kapıları açar. Onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Nice canlı mahlûk var ki rızıklarını kendileri taşıyamazlar. Ama sizi de, bütün onları da rızıklandıran Allah’tır. “Ya Rabbî, burayı güvenli bir şehir yap. Buranın halkından Allah’a ve âhiret gününe iman edenleri çeşit çeşit mahsullerle rızıklandır!” Bizi rızıklandır, zira rızık verenlerin en hayırlısı Sen’sin. Onları her türlü ürünlerden rızıklandır ki Sana şükretsinler!” Şu kesin ki, Rabbin dilediği kimsenin nasibini bollaştırır, dilediğinin nasibini daraltır. İman edip yararlı işler yapanlara bir mağfiret ve çok değerli bir nasip vardır. O halde rızkınızı Allah nezdinde arayın, yalnız O’na ibadet edin ve O’na şükredin. “Allah’ın nimetlerinden yiyiniz, içiniz, O’na şükrediniz. Ne hoş bir diyar! Ne iyi, ne müsamahalı ve bağışlayıcı bir Rab!” Hâlâ şunu anlamadılar mı ki Allah dilediği kulunun nasibini bollaştırır, dilediğinin nasibini ise daraltır. Göklerin ve yerin hazinelerinin anahtarları O’nun yanındadır. Dilediğinin nasibini bollaştırır, dilediği kimsenin nasibini daraltır. Gökten yağmur indirip size rızık olsun diye, onunla türlü türlü meyveler ve ürünler çıkaran da O’dur. Zekeriyya onun yanına Mâbed'e ne zaman girse beraberinde yiyecekler bulurdu. Oysa tarafımızdan bir rahmet olarak Biz, onları her türlü ürünün getirilip toplandığı, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme’ye) yerleştirmedik mi? Gökten bereketli bir su indirdik. Onunla bahçeler ve biçilen ekinler, salkım salkım meyveleriyle ulu hurma ağaçları yetiştirdik. Bütün bunlar kullarımıza rızık vermek içindir. Hem o su ile ölü toprağa hayat verdik. İşte ölmüş insanların mezarlarından çıkışı da böyle olacaktır. Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. Asıl bütün mahlûkların rızıklarını veren, kâmil kuvvet ve tam iktidar sahibi olan Allah Teâlâdır. Allahım! Bize, Kendi katından rahmet ve mağfiret ver. Bizim işlerimizi de doğru yola erdir. Allahım! İşimizde bize bir çıkış ve kurtuluş nasip et. Ey Yüce Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ve güzellik ver, âhirette de iyilik ve güzellik ver, ve bizi cehennem ateşinden koru!

 

 

 

Büyük, Allah’tır. Her türlü hamd O’na mahsustur. Sabah-akşam tesbîhlerle anıl-maya layık yegâne Zât da yine O’dur. Salât ü selam da, Efendimiz Hazreti Muhammed’e, âline ve bütün asha-bınadır. Allahım! Yüce Kitab’ında hak ve hakîkat olarak şöyle ferman buyuruyorsun: “Eğer bir takım hile ve ayak oyunlarıyla seni aldatmaya ve hakkı bâtıl, bâtılı hak göstermeye yeltenir-lerse, hiç endişe etme, Allah sana yeter. O’dur seni yardımıyla ve müminlerle destekleyen. Müminlerin kalplerini te’lif etmek üzere birbirine ısındıran ve onları bir araya getiren. Kaldı ki, dünyada kıymet adına ne var ne yok, her şeyi bu uğurda sarf etseydin bile, yine de onların kalplerini birleştiremezdin. Ancak Allah, bir lütuf olarak onların aralarını te’lif buyurdu ve onları birleştirdi. Bilesiniz ki O, üstün kudret sahibi “Azîz”, tam hüküm ve hikmet sahibi Hakîmdir.” Allahım! Bugünkü kadar ihtiyacımız yok iken bizlere muvaffakiyet ihsan ettin. Aramızda ittihat ve ittifak ölçüsünde sımsıkı bir münasebet tesis buyurdun. Şimdi o ittihat ve ittifaka ızdırar derecesinde muhtaç iken bizleri ondan mahrum mu edeceksin? Allahım! Ne olur, üzerimizdeki nimetini itmam buyur. Bizleri ittihat ve ittifak içerisinde, Allah yolunda sadece Allah hoşnutluğu için çalışan kullarından eyle. Eyle ki, tam bir vahdet-i rûhiye içerisinde Senin yolunda yürürken Sana kavuşup hoşnutluğuna erebilelim. Allahım! Hizmet-i imaniye ve Kur’aniye yolunda beraber yürümeye çalıştığımız kardeşlerimizle aramıza, her kim kasten ya da kasıtsız olarak ihtilaf ve iftiraklar sokmaya çalışır.. böyle yanlış bir yolda olanlara iştirak eder.. söz ve fiilleriyle ayrılık gayrılığa davetiye çıkarır.. bölüp parçalamak için kirli projeler üretir.. hayır yolunda koşturanların karşısına bir muhalif olarak çıkar.. ihanet eder.. şahsî menfaatlerini iman ve Kur’an hizmetinin âlî menfaatlerinin önüne geçirir ya da firak ve iftirak tohumları saçarak ayrılır giderse, şayet sen böylelerinin hidayetini ve doğru yola sevkini murad ediyorsan, en kısa zamanda onları rıza zirvelerine çıkaran dosdoğru ve sapasağlam yoluna irşad buyur. Onlara hakkı hak olarak görüp ona ittiba, bâtılı da bâtıl olarak görerek ondan içtinap eylemeyi müyesser kıl. Yok şayet muradın bu değilse, o art niyetli kimselerin hepsini Sana havale ediyoruz. Fitne ve fesat yayan ağızlarına gem vur. Kirli planlar üreten zihinlerini darmadağınık hale getir. Oluşumlarını temelinden sars. Kirli tuzaklarını da paramparça hale getir; getir ki menfur emellerine ulaşma fırsatı bulamasınlar. Allahım! Rasûlüllah (sallallahü aleyhi vesellem) Efendimiz’in ashab-ı güzininin arasını nasıl te’lîf buyurmuşsan bizim aramızı da öyle te’lîf buyur. Bizleri hissen, kalben ve aklen tam ittihat ve ittifaka mazhar eyle. Bu kullarını bir zaman şanı yüce peygamberlerine gördürdüğün i’lâ-yı kelimetullah davasını bugün omuzlamaya lâyık insanlar haline getir. Allahım! Hüznümüzü ve hırsımızı gider. Lehimizde ol, aleyhimizde olma. –Sen zaten hiçbir zaman kullarının aleyhinde olmazsın.– Hakkımızda beslenen hüsn-ü zanları boşa çıkarma. Bizi de hüsn-ü zan ve ümitlerimizde haybet ve hüsrana uğratma. Kapının bu muhtaç kullarını dünyada ve ahirette rezil ve perişan eyleme Allahım. Yakarışımızın sonunda Efendimiz Hazreti Muhammed’e, ehl-i beytine, bütün ashab-ı güzinine Senin ilmin ve malûmâtın adedince salât ü selam ediyor ve onlar hürmetine dualarımızı kabul buyurmanı diliyoruz. Ne olur, dualarımızı kabul buyur Rabbimiz!

Kaynak : http://www.duaistiyorum.com/cesitli-dualar/allahim-nice-umit-ve-emellerimi-gerceklestirdin-onca-beklenti-ve-taleplerime-cevap-verdin.html 

 


İslam Ülkelerini yakından takip edin.
http://www.islamictube.net/ 


DÜNYANIN NERESİNDE OLURSANIZ OLUN TEK TIKLAMA İLE 
KIBLENİZİN YÖNÜNÜ BULUN
http://www.qiblalocator.com/

 

'Beni terk etme namazım'   Ben unutkanım, cahilim, yanılanım…..   Ne olur sen bırakma beni, terk etme, İbrahim a.s, Musa a.s' ı terk etmediğin gibi…   Nefsim ve şeytan uzaklaştırmaya çalıştıkça seni benden, sen daha da çok yaklaş bana, izin verme seni bırakmama…   Arkadaşım ol, canım ol, dostum ol…    Eyy dosta ulaştıran,   Sevgiliye götüren aracısız, araçsız Yaradan’a götüren…   Sessiz feryatlarımın içinde boğulmama izin verme, ben acizim unutuyorum, sen hatırlat bana Yaratıcının varlığını, sıkılmışlığımın, horlanmışlığımın, çaresizliğimin, bataklığa düşüşümün tam ortasında yakala kollarımdan izin verme düşmeme…   Ne olur terk etme beni…   Mahcupluğum, günahkar oluşumdan faydalanıp iş başında olan şeytana, esir olmama izin verme…Senden başkasına Yârim dedirtme…    Mahrum bırakma, beni senden, ben gidecekken sen tut beni…   Gözümün nuru, gönlümün ışığı, sevdalım, beş vakitte Cebrail a.s, Peygamberim ve Rabbimin konuşmasını hatırlatanım.    Örtüme bürünüp uyumama izin verme gündüze en yakın olan o anda… Beş dakika daha uyumama izin verme, gecenin en bereketli o anında şeytana yoldaş olmama izin verme,  çünkü ben bir daha hiç o günde olmayacağım, gitmiş olacak giden…    Zayıfım, acizim, unutkanım, yanılırım, biçareyim, NE OLUR TERK ETME BENİ!!!Gözyaşları mı barındır sularında, vuslatım ol her seferinde…Sular gibi çağlasın yüreceğim beni her çağırışında…Alemlerin Rabbine kavuşturacağın her anda, koşar adımlarla geleyim sana… Elimin tersiyle itekleyeyim tüm dünya telaşını, arkamda bırakayım... ‘ALLAHU EKBER’ derken… Rabbim, 'bu bel bir tek senin huzurunda bükülür' diyeyim seninle birlikte, bu alnım bir tek Sen’in huzurunda yere değer diyeyim…    Sen çağırdın… Ben geldim…. Huzura diyeyim. “Seninle birlikte gözümün nuru’Arkadaş sohbetleri için seni kaçırmama izin verme…Alışveriş telaşı yüzünden senden uzaklaşmama izin verme…     Dünya’nın en tatlı geldiği anlarda, UNUTTURMA BANA KENDİNİ… Peygamberim ve dostları dizleri şişene kadar kılardı Seni… Bizler seni dizi keyfi için unutuyoruz… Eriniyoruz….Eyy hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyan, unutmaya ve gaflete düşmeye müsait bir yaratığım ben…Hayatımın gerçek amacını unutturma bana… Rabbimle aramdaki o güçlü maneviyatın köprüsü, nefsime uyduğum anlarda, seni unutup dünyamın zindan olmasına izin verme…    Koylarına her gelişimde Rabbimin heybetini, azametini hissettir bana… Hani Hz. İsa diyor ya! : “Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı.” Nerede olursam olayım, beni kutlu kıldı ve  hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı emretti' (Meryem Suresi, 30-31)   Ve İbrahim a.s: “Rabbim, beni namazımda sürekli kıl” (İbrahim Suresi, 40)(Rabbim bizi de sende sürekli kılsın inşallah…AMİN )    Ben çabuk bıkarım, ağır gelebilirsin bazen bana… İstemesem de seni, sen iste beni, arkanı dönüp gitme sakın… Sıkıya gelemem bilirsin… Uykumun en tatlı anında, sohbetin en koyu anında geldiğinde olur bana, işte o anlarda, yaa kazaya bırakırsın ne olacak diyen şeytana inat… TUT VE SALLA BENİ… NE OLUR BIRAKMA LANETLENMİŞ OLANAAL VE GÖTÜR BENİ YARATANABAZEN AŞK İLEBAZEN ERİNEREKBAZEN SÜRÜKLEYEREKBAZEN KOŞARAKAMA GÖTÜR NASIL OLURSA OLSUN GÖTÜR BENİ BENİ BIRAKMA, NE OLUR TERKETME BENİ...   'Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.' (Bakara-153)   Rabbim hepimizi bir seccade boyu namazlardan korusun inşallah. Dosdoğru namazını kılanlardan olmak duası ile…    İnsan kendisine verilen akıl sayesinde iyi ve kötüyü ayırabilme
kabiliyetine sahiptir.
 Evet o yaptığı bütün işlerin akıbetini aklını
kullanarak görebilir.
Şimdi namaz gibi dinin en önemli şartının
aksatılmasının veya her gün şikayet edilmesinin ne kadar akıldan uzak
olduğuna bakalım:

1. Ömrün ebedi değil. Yaşadığın zaman içerisindeki görevlerini yerine getir.
Yarına kavuşacağına garantin yok. Faidesiz geçen ömrünü iyi değerlendir.
Bütün bunlar ulaştığımız zaman diliminde bütün ibadetlerin özü olan namazı
kılmakla gerçekleşir.

2. Vücudunun ihtiyacını yemek yeme, su içme ve dinlenme gibi faaliyetlerle
karşılıyorsun. Ya ruhun, ölüm korkusundan, ayrılık acısına bir çok nedenle
ruhun sıkılıyor.
Bunalıyorsun ruhunu teneffüs ettirecek hayat boyu vicdanına
azap çektirmeyecek tek çare görevini yerine getirmektir.
 Ruhunun ebediyet isteğini dünyadan talep etme kendinde yok ki sana versin. Ebediyet Ebedi olandan istenir. Ondan ebediyet istemenin en güzel yolu günde beş defa ona yalvarmaktır.
3. Düşün dün namazını kılmasaydın yine geçecekti. Bugün namazını kılsan da kılmasan da geçecek. Kılarsan kurtulursun hem bu dünyada hem öbür dünyada. Kılmazsan başına geleceklere hazır ol.
4. Hem dikkat et yaptığın vazifenin karşılığı az değil ebedi cennettir. Fani
dünyada kısacık bir hayat için gösterdiğin gayreti hatırla.
İleri de rahat etmek için nasıl da çaba sarf ediyorsun. Halbuki özlediğin, beklediğin o zamana ulaşman garanti değil. Oysa ebedi cenneti Allah vaad ediyor. Öyleyse her şeye gücü yeten Rabbin emrine  itaat et..
5. Sakın deme! Beni meşgul eden boş işler değil hayatımın devamı için önemli
işlerdir.
 Şöyle düşün dünyanın en zengin insanı,dünyanın en başarılı bilim
adamı,dünyanın en iyi futbolcusun,vs böyle bir
çok güzel vasıfların en iyisine sahip olmak istemezmiydin. ?
 Oysa hiçbir insan her istediğine sahip olamaz.  Maç seyrettiğin saatleri,avare gezdiğin vakitleri,dizi izlediği vakitler,boş konuştuğun anları düşün zamanın çoğunun hem dünya hem de ahiret için faydasız işlerde geçtiğini hatırla ve kendine çekidüzen ver. ALLAH'ın sana bahşettiği zamanı iyi
değerlendir ki cennete layık hale gelebilesin.
 

Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret996921
Muhteşem Komutanlar







Finans - Borsa
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76495.7880
Euro6.41576.4414
Köşe Yazıları

Diğer Linklerimiz
Kim Kimdir?