• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/

İstanbul Van Dayanışma Platformu

Video Arşivi
Araştırma Yazıları
Günün Sözü







TAM EKRAN YAPIN
Arkanıza Yaslanın 
Yumun Gözlerinizi..

Haftanın Kitabı
YakitHesabi.com

Muhteşem Resimler DEVAM

IslamicART 1   2   3
Hava Durumu
Başkanımız, Cumhurbaşkanımız
Takvim
Üyelik Girişi

Duyurular

  • Özel Yazılar - 03/11/2009
  • Uşaklı Osman Efendi bir sabah müthiş bir başağrısıyla uyanır. İlaç alır geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Osman Efendi'nin başağrısı artarak sürer. Üstüne üstlük başağrısı yanısıra gözleri de yaşarmaya başlar. Başka doktorlar çağrılır...

    Osman Efendi Uşak'ın ileri gelenlerindendir, ağrıyı kesene servet vaadeder. Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, başağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi'yi İstanbul'a götürmeye karar verirler.

    İstanbul'da en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır... Görünüşe bakılırsa Osman Efendi turp gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan başağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir. Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defa da apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil İsviçre moda, Zürih'e gidilir.Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır.


    Sonuç:

    Efendi'ye teşhis konulamaz. Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi'ye ağrı kesici iğneler verilir, altmışlarını süren adamın ülkesine dönüp "dinlenmesi" , daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir.

    Osman Efendi bitkin, aile perişan. "Kader" denilir, Uşak'a dönülür. Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar.

    Bir gün, hastanın keyfi gelsin diye, Osman Efendi'nin eski berberi "Berber Mehmet" çağrılır. Berber yataktan kalkamayan Osman Efendi'yi tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler. Berber Mehmet bir an düşünür.

    "Beyim" der, "Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?

    Bir bakar, "Hah işte" der. "Kıl dönmüş.Osman Efendi'nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı Osman Efendi'nin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar. Berber Mehmet, Osman Efendi'nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir.

    Osman Efendi'nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır.  Gözlerinin yaşarması geçmiştir. Başağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ızdıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet'i çağırtır ve ona bir servet bağışlar.

    Şimdi bu gerçek hikayeyi niye anlattık?

    1. Berber Mehmet efendilerin fikirleri var, dinlemek gerek.
    2. Bazen büyük sorunların çok basit çözümleri olur.
    3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir

     

    İncitmeyecek  Kadar Uzak, Üşümeyecek Kadar Yakın Olmak...

    Eski zamanların dondurucu bir kışından  bütün hayvanlar çok etkilenmiş, büyük kayıplar  vermişler.
    Ama en çok kayıp veren kirpilermiş.

    Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var.
    Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış, çözüm aramaya başlamış.

    Tartışa tartışa, nihayet geceolunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş.

    Böylece kirpiler birbirlerinin yakınlıklarından  yararlanacak, aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış .

    İlk  deneyimlerinde bunun işe yaradığını  görmüşler.
    Ama başka bir problem çıkmış ortaya.Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar gerçekleşmiş.

    Daha sonraki gece yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu seferde donmalar meydana gelmiş. Ne var ki, her gece kâh uzaklaşa  kâh yakınlaşa, deneye yanıla  , soguk havadan korunacak kadar yakın , bir birlerini incitmeyecek kadar da uzak olan ,  mesafeyı bulmayı öğrenmişler.

    Bizim de uzun dikenlerimiz var.

    Bunlar hayata karşı filtrelerimiz.
    Bazen faydalı, bazen de zararlı

    Çoğu zaman, kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza.

    Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz hayatımıza 

    Ne var ki, paylasma  ancak yakınlaşmakla mümkün.

    Birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatın soğuk  zamanlarında üşümeyecek kadar da yakın olmayı  , öğrenenlerden olabilmek dileğiyle..


    Bir baba, tüm ömrünün birikimleri ve tecrübeleriyle oğluna nasihat ediyor. Keşke siyasi veya dünyevi ömrünün son yıllarında tüm babalar bu kadar güzel nasihatlerde bulunabilseler çocuklarına!



    İlginç bir BABA nasihati...

    "Oğlum, Türkiye'de hiç bir zaman döviz üzerinden borçlanma.

    Başbakan dahil hiç bir siyasi liderin veya bakanın demecine inanıp

    işlerini onlara göre sakın düzenleme.

    Hiçbir zaman acele karar verme ve verdiğin karardan kolay geri dönme,

    bu davranış kendine güvenini arttırır.

    Arkadaşına kefil olmak yerine, eğer imkanın varsa ona borç vermeyi teklif et.

    Eğer bir mal satman gerekiyorsa mümkünse vadeli satma, peşin sat,

    hatta biraz zarar etsen bile böyle yap.

    Kredi kartı ile alışveriş yaparken kartını görevliye veya garsona

    sakın teslim etme, bizzat sen kasaya götür, pos (kredi kartı)
    cihazından geçişini izle ve makineden çıkan fişin rakamlarını kontrol
    et.

    Kredi kartı şifreni banka görevlisi de olsa bile kimseye söyleme ve

    ATM makinesi kullanırken de çevredeki kişilere gösterme.

    Hiçbir kooperatife üye olma çünkü 1990 senesinden sonra kooperatif

    yoluyla ev veya arsa sahibi olmanın hiçbir avantajı kalmadı.

    İş hayatı:
    En zor taklit edilen imza, bir defada kalemi kağıttan
    kaldırmadan atılan imzadır. imzanı bu şekilde atmaya gayret et, en
    büyük ve yenilmeyen tek gücün bilgi ve tecrübe olduğunu unutma...


    Her kime olursa olsun kefil olacaksan ödeyebileceğin rakamdan
    fazlasına kefil olma, kefalet tutarı belli olmayan sözleşmelere imza
    atma, aksi takdirde her şeyini kaybedebilirsin.

    İş hayatında hiç kimseye olduğundan fazla değer verme, hiç kimseyi de

    küçük görme, iş yerine girerken kapıcının elini sık, hizmetlinin
    hatırını sor, gerektiğinde karşılıksız yardımda bulun.

    Yürüyebileceğin mesafelerde otomobil kullanma. Hiçbir zaman görevde

    iken bir devlet memuruna hakaret etme, hatta ona vurmayı aklından bile
    geçirme.  Aksi takdirde bir yıla kadar hapis cezası alabileceğini
    unutma.

    Otomobil için: Otomobil satın alınırken satışı en kolay olan marka ve

    modelde araç satın almaya gayret et. bu senin hazır para kaynağın
    olmalıdır.   Çünkü insanın büyük paraya ne zaman acilen ihtiyaç
    duyacağı belli olmaz.

    Otomobiline binmeden önce lastikleri, kullanırken motor

    hararetini,araç tan indiğinde camları ve kapıların kilitlerini kontrol
    etmeyi unutma..

    Güvenebileceğin bir tamircinin telefonu her zaman yanında olsun..

    Mümkünse aynı marka otomobilin yeni modellerini satın al, böylece
    tamircin hep aynı kalır.

    Otomobilinin periyodik bakımı ile trafik ve sigorta belgelerinin tam

    ve eksiksiz olmasına dikkat et. Arabanının tüm emniyet ve güvenlik
    sistemleri tam olsa bile ayrıca alarm taktır. Hırsızı caydıracak tek
    şey budur.

    Ev yaşamında:
    İyi bir avukatın, elektrik tamircisinin ve su
    tesisatçısının adresi kolayında olsun. Sabah uyandığında yatağını
    mutlaka topla.İş kıyafetini çorabın da dahil olacak şekilde akşamdan
    hazırla, gerektiğinde çamaşır yıkamayı öğren, ancak kendi
    giyeceklerinin ütüsünün tamamını her zaman kendin yap.


    Çorba, pilav, makarna yapmayı, et terbiye etmeyi ve pişirmeyi mutlaka
    öğren. Evin içinde cumartesi ve pazar hariç pijama veya eşofmanla
    dolaşma, hatta bu günlerde bile uygun bir kıyafet giy.

    Eşin, akşam yemek hazırlarken mutfaktan ayrılma yardımcı ol, yemekten

    sonra sofrayı mutlaka sen topla. Mümkünse her yemekten ve tatlı
    yedikten sonra dişini fırçala, yemek aralarında yediğin aperatiflerden
    sonra ağzını suyla çalkala, yanında mentollü veya naneli sakızın her
    zaman olsun.

    Tatil yaparken: Tatile, sağlık ve eğitime harcayacağın paraya acıma.

    Her yıl yeni bir tatil yöresinde tatilini geçirmeye özen göster. Bu
    sana ömür boyunca kırk yada elli farklı yerde tatil yapman demektir.

    Sakın yazlık alma, bu senin ömür boyunca aynı yerde ve aynı zamanda

    tatil yapman anlamına gelir ki belli bir zaman sonra tad vermez.
    Ayrıca bütün yıl sabit masraflar ise işin fazladan tuzu biberi olur.

    Özel hayatında: Eşinle kendi aranda mesafeyi yok etme; her zaman

    onunda bir özel yaşamı olduğunu unutma.

    Ara sıra eşine sürpriz yap, eve çiçekle git, onu iyi bir

    restoranda mutlaka akşam yemeğine götür.

    Sadece; Allah'tan, evlat acısı yaşamaktan, yetim hakkı yemekten, kuru

    iftiraya uğramaktan, sabırlı insanın öfkesinden, korkusuz insanın
    cesaretinden ve kendi nefsinden kork...

    Ben bunların çoğunu yapamadım ama sen yap...!

    Baban...

    Duyuru Arşivi

  • MAKALE
  • Ne IMF ne de Dünya Bankası
  • Bu Yazı Ağaç Diktirir
  • Yeni Çıkan Kitaplar
  • Hac Kuraları
  • Sibel ERSALAN'ın yeni kitabı çıktı.
  • Ağlamak
  • Beyaz Dünyam
  • Hayatın Lezzeti
  • Kedi Dünyası
  • ABD Doları ile Küresel Egemenlik
  • Edebiyatımızda İlkler
  • Defol IMF
  • Hasbihal
  • İhtiyaç Sahiplerine Bildirin Lütfen



  • Ziyaret Bilgileri
    Aktif Ziyaretçi1
    Bugün Toplam52
    Toplam Ziyaret995673
    Muhteşem Komutanlar







    Finans - Borsa
    Site Haritası
    Döviz Bilgileri
    AlışSatış
    Dolar5.88405.9076
    Euro6.48426.5102
    Köşe Yazıları

    Diğer Linklerimiz
    Kim Kimdir?